Go Back   Gizli İlimler Alemi,Büyü Yapma,Aşk Büyüsü Nasıl Yapılır,Büyü Nedir > İSLAM DİNİ > Dini Bilgiler > Delilleriyle Aile İlmihali

Yeni Konu aç  Cevapla
LinkBack Seçenekler Stil
Okunmamış 01-12-10, 16:59   #1 (permalink)
YASAKLI
 
Üyelik tarihi: 11-11-10
Mesajlar: 2.084
Konular: 1549
Tecrübe Puanı: 0
ates is an unknown quantity at this point
Standart Vasiyeti Ortadan Kaldıran Durumlar

Vasiyeti Ortadan Kaldıran Durumlar

Vasiyet, sonradan meydana gelen birtakım sebepler yüzünden ortadan kalkar. Vasiyetten dönme (rücû), vasiyetçinin sonradan tasarruf ehliyetini kaybetmesi, irtidad etmesi, lehine vasiyet yapılanın vasiyeti reddetmesi veya ölümü yahut vasiyetçiyi öldürmesi veyahut vasiyet konusu malın telef olması ya da tüketilmesi bunlar arasında sayılabilir. Bunları aşağıda açıklayacağız.
1) Vasiyetten dönme (rücû): Vasiyet, bağlayıcı bir tasarruf olmadığı için vasiyetçinin her zaman vasiyetinden dönmesi mümkündür. Çünkü vasiyetçi yalnız teklifte bulunan (icap yapan) kimsedir. Sonuçlarını da vasiyetçinin ölümü ile doğurur. Bu yüzden icap ile bu ölümden önce lehine vasiyet yapılan için bir hak doğmaz. Buna göre vasiyetçi, vefatına kadar vasiyetin geçerliliğini sürdürmekle rücû etmek arasında seçme hakkına sahiptir. Vasiyetten dönmek iki türlü olur. Açık rücû, dolaylı rücû.
1) Açık rücû: Bu, vasiyetçinin açıkça vasiyetinden döndüğünü sözlü veya yazılı olarak belirtmesidir. "Filâna yaptığım vasiyetimden rücû ettim", "Bu vasiyeti bozdum" veya "Filâna yaptığım vasiyet mirasçılarıma aittir" gibi sözler bu niteliktedir. Ancak "Filâna yaptığım vasiyete pişmanım" veya "Şu vasiyette acele ettim" gibi sözlerle vasiyetten rücû meydana gelmez. İmam Muhammed'e göre vasiyetin inkârı rücû anlamına gelmez. Ebû Yusuf ile Mâlikîlere göre ise vasiyetin inkârı rücû sayılır.
2) Dolaylı rücû: Vasiyet konusu üzerinde her fiil ve tasarruf, vasiyetten rücû anlamına gelir. Vasiyetçinin, vasiyet konusu malı satması, bağışlaması veya tasadduk etmesi, onu mehir olarak vermesi veya bir vakıf durumuna getirmesi dolaylı olarak rücû anlamına gelen tasarruflardandır. Vasiyetçinin vasiyetten döndüğünü gösteren bir takım filler de söz konusu olabilir. Vasiyet konusu koyunu kesip tüketmek, pamuğu iplik yapmak, vasiyet edilen üzümün kuru üzüm olması, yumurtanın civciv olması bu niteliktedir. Diğer yandan vasiyetçinin fiilinin etkisi ile vasiyete konu olan mal isim değiştirecek şekilde değişikliğe uğrarsa bu vasiyetten rücû anlamına gelir. Yünün dokunması, madenin eritilmesi, buğdayın öğütülmesi veya kumaşın kesilmesi bu niteliktedir. (el-Kâsânî, a.g.e., VII, 394; İbn Âbidîn, a.g.e., V, 469 vd; eş-Şirbinî, a.g.e., III, 39, 71; eş-Şirâzî, a.g.e., I, 461 vd.; ez-Zühaylî, a.g.e., VIII, 114, 115.) 2) Vasiyetçinin akıl hastalığına tutulması veya bunaması: Hanefîlere göre vasiyet tasurrufu, vasiyetçinin sonradan akıl hastalığına tutulması veya bunaması durumunda bâtıl olur. Ebû Yusuf'a göre sürekli (mutbik) akıl hastalığı bir ay ve daha uzun süren, İmam Muhammed'e göre ise en az bir yıl süren hastalıktır. Bunaklık da bunun gibidir. Akıl hastalığının süresi yukarıda belirtilen miktardan kısa olursa vasiyet batıl olmaz. Çünkü böyle bir durum da baygınlığa benzer, baygınlık ise aklı yok etmediğinden yapılan tasurrufu etkilemez. Nitekim sefihlik veya gaflet yüzünden vasiyetçinin kısıtlılık altına alınmasıyla da vasiyet bâtıl olmaz. Çoğunluk müctehitlere göre ise sonradan meydana gelen akıl hastalığı vasiyet tasarrufunu batıl kılmaz. Bu hastalığın geçici veya sürekli olması da sonucu değiştirmez. Kısaca, vasiyetçinin vasiyeti yaptığı sırada tam ehliyetli (akıllı ve ergin) olması yeterlidir. Nitekim satış, kira, vakıf ve benzeri tasarruflar, sonradan meydana gelen akıl hastalığından etkilenmemektedir. Vasiyet de bu niteliktedir.
3) Taraflardan birisinin dinden çıkması: Hanefîlerle Şâfiîlere göre vasiyetçinin irtidat etmesi daha önce yapmış olduğu vasiyeti batıl kılar. Diğer yandan Mâlikîlere göre, lehine vasiyet yapılan mürted olarak ölürse bu da vasiyet için iptal nedenidir.
4) Vasiyetin reddedilmesi: Vasiyet tasarrufununun yürürlük kazanması için lehine vasiyet yapılan tarafından kabul edilmesi gerekir. Ebû Hanife, Ebû Yusuf ve Muhammed'e göre vasiyetin rüknü satım ve bağış tasarruflarında olduğu gibi icap ve kabuldür. Çünkü vasiyet bazı durumlarda lehine vasiyet yapılanın aleyhine olabilir. Mirasta ise mülkiyetin mirasçılara intikali şâri (Allah ve elçisi) tarafından belirlendiği için kendiliğinden sabit olur ve rızayı gerektirmez. Diğer yandan vasiyeti kabulün, vasiyetçinin vefatından sonra açık sözlerle veya kabul anlamına gelen tüketme, satma veya bağışlama gibi tasarruflarla açığa vurulması gerekir. Aksi durumda vasiyet edilen kabul veya red iradesini açığa vurmadan ölürse, vasiyetin konusu olan mal mirasçılara intikal eder.
İmam Züfer'e göre ise vasiyetin rüknü icap olup, kabul ise mülkiyetin vasiyet edilen lehine sabit olması için bir şarttır. Burada mirasa kıyas yapılmış olup, lehine vasiyet yapılanın mülkiyeti mirasçının mülkiyeti gücünde sayılmıştır. Hanefîlerde tercih edilen görüş budur. (bk. el-Kâsânî, a.g.e., VII, 330 vd.; İbnü'l-Hümâm, a.g.e., VII, 417 vd., İbn Âbidîn, a.g.e., V, 457 vd.; el-Meydânî, a.g.e., IV 168; ez-Zühaylî, a.g.e., VIII, 13, 14.) 5) Lehine vasiyet yapılanın vasiyetçiden önce ölmesi: Vasiyet, vasiyet edenin ölümüne bağlı olarak yapılan bir bağıştır. Bu yüzden lehine vasiyet yapılanın bağışlanan mala malik olabilmesi için, vasiyetçinin ölümü sırasında sağ olması gerekir. Aksi durumda ölüye yapılan bağışın geçerli olmayışı gibi bu da geçerli olmaz. Lehine vasiyet yapılanın, vasiyetçiden sonra fakat kabulden önce ölmesi durumunda ise Hanefîlere göre vasiyet bâtıl olmaz. Çünkü onlara göre kabulün anlamı reddetmemekten ibarettir. Hanefîler dışındaki çoğunluğa göre ise lehine vasiyet yapılan, vasiyeti kabulden önce fakat vasiyetçinin ölümünden sonra vefat ederse vasiyet tasarrufu ortadan kalkar. (ez-Zühaylî, a.g.e., VIII, 116, 117.) 6) Lehine vasiyet yapılanın vasiyetçiyi öldürmesi: Miras bırakanını öldüren mirasçının mirastan mahrum kaldığı gibi, kendisine vasiyetle mal bırakan kimseyi öldüren de vasiyet konusu olan maldan mahrum edilir. Yukarıda bu konuyu açıklamıştık. Burada mirasçıların böyle bir vasiyeti kabul etmeleri ile etmemeleri sonucu değiştirmez. Hatta vasiyetçinin yaralandıktan sonra ölmezden önce vasiyeti kabul ve teyit etmesi de sonucu etkilemez.
7) Vasiyet konusunun telef olması veya tüketilmesi: Vasiyet konusu olan mal belirli olur ve lehine vasiyet edilenin kabulünden önce telef olursa vasiyet ortadan kalkar. Çünkü vasiyet konusunu ifa imkânı bulunmaz. Meselâ; bir kimse bir hayvanını ya da otomobilini başkasına vasiyetle bıraksa, ancak daha sonra bu hayvan veya otomobil telef olsa vasiyet ortadan kalkar. Çünkü vasiyetin konusu yok olmuştur. Yine vasiyet edilen bir evin sonradan yıkılması durumunda da, vasiyet yalnız arsası üzerinde uygulanabilir. Diğer yandan vasiyet konusu olan mal üzerinde başkası hak iddia etse ve davasını ispat ederek bu yeri teslim alsa artık, konu ortadan kalkacağı için vasiyet bâtıl olur.
8) Vasiyetin mirasçı lehine yapılması: Yukarıda da açıkladığımız gibi, vasiyetin mirasçılar dışında kalan birisine ve mal varlığının üçte birini aşmayacak ölçüde yapılması gerekir. Bu sınırlar aşıldığı takdirde mirasçıların icazeti olmadıkça vasiyet yürürlük kazanamaz. Ancak Mâlikîlere göre mirasçılar geçerli saysa bile mirasçı lehine yapılacak vasiyet bâtıldır. Çünkü Allah'ın elçisi "Mirasçıya vasiyet yoktur" (Ebû Dâvud, Büyû', 88; Tirmizî, Vesâyâ, 5; İbn Mâce, Vesâyâ, 6.) buyurmuştur.
Destek ve Emeğimiz İçin Lütfen Paylaşın:
ates isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Powered by vBulletin® Version kapalı
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.

Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 23:37.

Desteklenen Siteler=>Sırlar Dünyası|Ucuz Ukash| Büyü| bağlama büyüsü| aşk büyüsü nasıl yapılır
Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir.5651 sayılı yasaya göre bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. 5651 sayılı yasaya göre sitemiz mesajları kontrolle yükümlü olmayıp,yasal olmayan bir paylaşım olduğunu düşünüyorsanız iletişim bölümünden bize ulaşabilirsiniz.Haberler Haberler