Go Back   Gizli İlimler Alemi,Büyü Yapma,Aşk Büyüsü Nasıl Yapılır,Büyü Nedir > İSLAM DİNİ > Dini Bilgiler > Günlük Hayatımızda Haramlar Helaller

Yeni Konu aç  Cevapla
LinkBack Seçenekler Stil
Okunmamış 30-11-10, 10:56   #1 (permalink)
YASAKLI
 
Üyelik tarihi: 11-11-10
Mesajlar: 2.084
Konular: 1549
Tecrübe Puanı: 0
ates is an unknown quantity at this point
Standart İş ve Meslekler

İş ve Meslekler

Zirâat
Yerin (arazinin) ekim ve verime müsait kılındığını (Nuh: 70/19,20, er-Rahmân: 55/10-13) zirâatte kullanılmak üzere yağmur ve akarsuların yaratıldığını (el-En'âm: 6/99; Abese: 24/28), rüzgârın hem bulutları sevketmeye, hem de bitkilerin aşılanmasına (tozlaşmaya) memur kılındığını (el-Hicr: 15/«9-22) ifâde eden âyetler ziraatin önemini ve yerini açıkça ortaya koymaktadır. Ziraati teşvik eden hadislerden bir örnek bile İslâmın ona bakışını vermeye yetecek güçtedir:
«Bir müslümanın ektiği veya diktiğinden bir insan, bir hayvan veya başka bir şey her yedikçe onun namına sadaka yazılır.» Bir başka rivayette «kuşların, yırtıcı hayvanların yedikleri, insanların çalıp çırptıkları bile eken ve diken namına sadaka olur» buyurulmuştur. (Müslim, K. el-Müsâkat. 7, 10-12.) Bu nasslara bakarak bazı alimler, ziraatin en üstün kazanç yolu ve sektör olduğunu savunmuşlardır. Buna karşı bazı alimler diğer sanatları, bazıları da ticareti üstün bulmuşlardır. Üstünlüğün ve önemin ihtiyaca ve şartlara göre değişeceğini ifade edenler ise daha uygun bir yorum getirmiş oluyorlar. Ziraatin haram olan şekillerine gelince: İslâmın haram kıldığı ve yalnızca bu sahada kullanılan şeyleri ekmek ve yetiştirmek haram, mekruh olanı yetiştirmek mekruhtur. Uyuşturucu madde yapımında kullanılmak üzere bazı bitkileri ekmek, tütün yetiştirmek burada örnek olarak hatırlanabilir. Ziraat ortakçılığı ileride «muamelât bahsinde» ele alınacaktır.



Zanâat
1. Teşvik edilenler: İslâm ziraatı teşvik etmekle beraber yalnızca onunla meşgul olup, diğer meslek ve sektörleri ve sanayi dallarını ihmâl etmenin tehlikesine dikkat çekmiş, bu cümleden olarak Resûl-i Ekrem (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
«Faizi yemek için hileli yollara saptığınız, öküzlerin kuyruklarına yapışıp ziraatla geçindiğiniz ve cihadı terk ettiğiniz zaman Allah üzerinize zilleti (aşağılanma, horlanma, zaafa düşmeyi) musallat kılar ve dininize dönmedikçe onu üzerinizden sıyırmaz.» (Ebû-Dâvûd, K. el-Büyû', 54) öte yandan Kur'an-ı Kerim'de demir ve çeliğin önemine dikkat çekilerek bir sûreye bu isim verilmiş (el-Hadid) ve şöyle buyurulmuştur;
«Ve demiri indirdik (yarattık) onda çetin bir sertlik (güç, dayanıklılık) ve insanlar için faydalar vardır.» (57/25) Resûl-i Ekrem (s.a.v.) el emeğini ve zanâatleri teşvik sadedinde şöyle buyurmuştur: «Hiçbir kimse el emeğinden daha hayırlı (yiyecek) yememiştir ve Allah'ın peygamberi Dâvûd da el emeğini yerdi.» (Buhârî, K. el-Büyû', 15.) İslâm ulemâsı âyet ve hadisleri bir arada değerlendirerek şu neticeye varmışlardır: Müslümanların muhtaç olduğu her meslek, zanaat ve sanayi farz-ı kifayedir. Toplum içinde yeterince bulunmazsa bütün müslümanlar sorumlu olurlar. (Gazzâli. İhya, Kahire, 1939, C. I. s. 19 vd.) 2. Yasak edilenler: İslâmın insan için çizdiği model ve gösterdiği hedefe aykırı olan bazı meslek ve işler yasaklanmıştır. a) Yasak Seks: İslâm zinayı bütün şekilleriyle haram kılmıştır. Bir kadın veya erkek, cinsi tahrik için çekilen resimlere modellik etmek, zina yaptıran açık veya gizli yerlerde çalışmak gibi bir meslek icra edemez. b) Dans, oyun vb. İslâmda kadın-erkek ilişkileri sınırlanmış, haram ve helâl tasnifine tâbi tutulmuştur. Bunları çiğnemeyi gerektiren veya şehevî duyguları tahrik eden iş, meslek ve sanatlar haram çerçevesi içinde yer alır: Dans, bale, bazı temsil ve oyunlar, bazı gösteriler ve modellik burada örnek olarak anılabilir. Bunların san'at çerçevesine girmesi helâl olmalarını gerektirmez; çünkü İslâmda san'at, san'at için değil, İslâmî hedeflere ulaşmak içindir. c) Ressamlık, Heykeltraşlık, Fotoğrafçılık: İslâmda resim konusunu incelerken bu mesleklerin de konu ve maksatlarına bağlı bulunduğunu, konu ve gayesi haram olan mesleklerin, haram sınırı içinde yer aldığını ifade etmiştik. d) İçki ve Uyuşturucu Madde Yapımı ve Satımı: Bunların haram olduğu da «yiyecek ve içecekler» bahsinde zikredilmiştir.



Ticâret
Kazanç yollarından birisi de ticarettir. Kur'an-ı Kerim «Allah'ın lütfunu (fadlüllah) taleb etmek, elde etmeye çalışmak şeklinde» ifade ederek iç ve dış ticareti teşvik etmiş (el-Müzzemmil: 73/20; Fâtır: 35/ 12; er-Rûm: 30/46) haccın hikmetleri arasına «menfaatlerini görmeyi ve elde etmeyi» de katmış, hacda ticaretin ihlâsa zarar vereceğinden korkanlara «Rabbınızdan lütuf ve refah istemenizde bir günah yoktur.» (el-Bakara: 2/198) buyurmuş, «...ticaretin ve alış-verişin kendilerini, Allah'ı anmak, namazı kılmak ve zekâtı vermekten alıkoyamadığı kişiler» diyerek örnek müslüman taciri ta'rif etmiştir. (en-Nûr 24/37) Peygamber Efendimiz (s.a.v.) «güvenilir, dürüst tüccar kıyamet gününde şehitlerle beraberdir.» buyurarak (İbn Mâce, K. et-Ticârât, 1.) hem iktisadi cihâd manâsına dikkatleri çekmiş, hem de madde içinde yüzen insanın nefis mücadelesine işaret buyurmuştur. Hz. Ebû Bekir, Abdurrahman b. Avf gibi cennetlik sahâbiler ticâretle meşgul olmuş, Ümmete önderlik etmişlerdir. İslâmda ticaret teşvik edilmekle beraber başıboş bırakılmamış, ahlâki içtimâi, sahalarda zararlı olmaması için tedbirler alınmış, sınırlar getirilmiştir. a) İçki, uyuşturucu madde, domuz, put, müstehcen, eşya ve resimler gibi İslâmın kullanılmasını yasakladığı şeylerin ticâreti de haramdır. b) Mubah olan şeylerin ticaretinin helâl olabilmesi için de yalan, aldatma, faiz, hile, intikâr, fahiş kazanç gibi davranışlardan sakınmak şarttır. Bunların açıklanmasını «muamelât» bahsine bırakarak bir hadis zikredelim.
«Tacirler kıyamet günü facirler (günahkârlar) olarak diriltilirler; ancak Allah'tan korkan, iyilik ve doğruluktan ayrılmayanlar müstesna.» (Tirmizi, K. el-Büyû', 4; İbn Mâce. K. el-Ticârât, 3.)



Memurluk ve Devamlı İşçilik
Bir müslüman gerek devlet dairelerinde ve gerekse şirket ve şahıs müesseselerinde memur ve işçi olarak çalışabilir, bunda bir mahzur yoktur. Ancak kaza (hâkimlik) ve devlet idaresi gibi makamlara tâlib olmak hoş görülmemiş, ehliyeti bilinen kişilerin başkalarınca teklif edilmesi tercih edilmiştir.
«İdareciler, başkanlar ve muhafızlara yazık! Kıyamet gününde birçok guruplar, Ülker yıldızına saçlarımızdan asılıp gökle yer arasına sarkıtılsaydık da işi üzerimize almasaydık, diye temenni edeceklerdir.» (İbn Hibbân, Hâkim. el-Müstedrak, C. IV. s. 91.) Abdurrahman b. Semüre'ye şöyle buyuruluyor: «İdareciliğe tâlib olma; çünkü tâlib olmadan bu sana verilirse Allah'tan yardım görürsün, istediğin için verilirse onunla (iş ile) baş başa kalırsın.» (Buhârî, K. el-Ahkâm, 5, 6; el-Eymân, 1; Müslim, K. el-İmârah, 13; el-İman, 19.) Ancak bir kimse makama ehil olduğunu, başka bir ehlinin de bulunmadığını bilir, tâlib olmadığı takdirde toplumun zarar göreceğini anlarsa bizzat vazifeyi isteyebilir. Hz. Yûsuf'un «beni memleketin hazinelerine memur et; çünkü ben korumasını ve yönetmesini bilirim.» demesi (Yûsuf: 12/55) bu duruma işarettir. Diğer iş ve vazifeler içinde haram ve mekruh olanlar vardır: İslama karşı veya İslâmın yasak ettiği işlerde çalışmak haramdır. Peygamberimiz (s.a.) faiz ve içkiyi yasaklarken i'mâl eden, taşıyan, hizmet eden, yazan, şahidlik eden... kimselerin de lanetlendiğini haber vermiştir. Bir kimseyi, başka yerlerde iş bulamamak gibi bir zaruret bu gibi işlere sevketmiş ise işi sevmemeli, benimsememeli ve daimi bir helâl kapı arayışı içinde olmalıdır. Görülüyor ki İslâm, kazanç elde etmek için iş, ticaret, memuriyet gibi yolları meşru kılmakla beraber, kapitalist, pragmatist, maddeci görüşlerden farklı olarak üç ana tedbir ve prensib üzerinde duruyor: 1 — Karşılıklı rızâ. 2 — İyi niyet ve dürüstlük. 3 — Menfaat temin ederken başkalarını zarara sokmamak. Birçok âyet ve hadis yanında şu âyet bu prensipleri bütünüyle içine almaktadır:
«Ey insanlar! Mallarınızı aranızda haksızlıkla değil, karşılıklı rızâ ile yapılan ticaretle yeyin, haram ile nefsinizi mahvetmeyin, Allah şüphesiz ki size merhamet eder. Bunu, kim aşırı giderek haksızlıkla yaparsa onu ateşe sokacağız. Bu, Allah'a kolaydır.» (en-Nisâ: 4/29-30) Ayette geçen «kendinizi mahvetmeyin (öldürmeyin)» ifâdesi çok düşündürücüdür. Batıl yollarla, başkalarının rızâ ve menfaatlerini gözetmeden elde edilen kazançlar görünüşte menfaat ise de aslında zarar ve intihardır. Dünyada intihardır; çünkü birçok suçların, cinayetlerin, anarşinin ve hatta ihtilâllerin temelinde bu âmilin önemli bir yeri vardır. Ahirette felâkettir; çünkü sağladığı haram kazanç kişiyi ateşten kurtaramayacaktır.



Konunun devamı bkz. http://www.ilimalemi.com/muameleler-t5407.html
Destek ve Emeğimiz İçin Lütfen Paylaşın:
ates isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Powered by vBulletin® Version kapalı
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.

Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 18:10.

Desteklenen Siteler=>Sırlar Dünyası|ukash kart| Büyü| bağlama büyüsü| aşk büyüsü nasıl yapılır
Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir.5651 sayılı yasaya göre bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. 5651 sayılı yasaya göre sitemiz mesajları kontrolle yükümlü olmayıp,yasal olmayan bir paylaşım olduğunu düşünüyorsanız iletişim bölümünden bize ulaşabilirsiniz.Haberler Haberler