Go Back   Gizli İlimler Alemi,Büyü Yapma,Aşk Büyüsü Nasıl Yapılır,Büyü Nedir > İSLAM DİNİ > İslamın Şartları

Yeni Konu aç  Cevapla
LinkBack Seçenekler Stil
Okunmamış 16-05-12, 20:24   #1 (permalink)
ÜYE
 
hasta - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 27-12-11
Mesajlar: 124
Konular: 35
Tecrübe Puanı: 0
hasta is an unknown quantity at this point
Standart Kader'e İman Yok Diyenler!| (Tefsir/Ayet/Hadis/+)

medyum dolunay
Kader'e İman Yok Diyenler!| (Tefsir/Ayet/Hadis/+)

بِسْــــــــــــــــــمِ اﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم- اللهم صلي وسلم على سيدنا محمد

Tevbe Sûresi 51.Ayet;

Diyanet İşleri: -De ki: “Bizim başımıza ancak, Allah’ın bizim için yazdığı şeyler gelir. O, bizim yardımcımızdır. Öyleyse mü’minler, yalnız Allah’a güvensinler.”-

Diyanet Vakfı: -De ki: Allah'ın bizim için yazdığından başkası bize asla erişmez. O bizim mevlâmızdır. Onun için müminler yalnız Allah'a dayanıp güvensinler.-

Adem Uğur: -De ki: Allah'ın bizim için yazdığından başkası bize asla erişmez. O bizim mevlâmızdır. Onun için müminler yalnız Allah'a dayanıp güvensinler.-

Ahmet Varol: -De ki: ' Allah'ın bizim için yazdığından başkası başımıza gelmez. O bizim dostumuzdur. Mü'minler yalnız Allah'a güvensinler.'-

Ali Bulaç: -De ki: "Allah'ın bizim için yazdıkları dışında, bize kesinlikle hiç bir şey isabet etmez. O bizim mevlamızdır. Ve mü'minler yalnızca Allah'a tevekkül etmelidirler."-

Elmalılı Hamdi Yazır: -De ki: hiç bir zaman bize Allah'ın bizim için yazdığından başka bir şey isâbet etmez o bizim mevlâmızdır ve mü'minler onun için yalnız Allaha mütevekkil olsunlar-

Elmalılı Hamdi Yazır: (Sadeleştirilmiş) -De ki: "Bize hiçbir zaman Allah'ın yazdığından başkası ulaşmaz. O, bizim Mevlamızdır ve mü'minler onun için yalnız Allah'a dayanıp güvensinler!"-

Fizilal-il Kuran: -Onlara de ki; "Başımıza gelenler, sadece Allah'ın alnımıza yazdıklarıdır. Bizim mevlamız, sahibimiz O'dur. Mü'minler sadece Allah'a dayansınlar."-

İbni Kesir: -De ki: Allah'ın bizim için yazdığından başkası bize erişmez. O, bizim Mevlamızdır. Onun için mü'minler Allah'a tevekkül etsinler.-

Ömer Nasuhi Bilmen: -De ki: "Bize Allah Teâlâ'nın yazmış olduğu şeyden başkası isabet etmez. o bizim Mevlâmızdır ve mü'min olanlar artık Allah Teâlâ'ya tevekkül etsinler."-

Kamer Sûresi 49.Ayet;
إِنَّا كُلَّ شَيْءٍ خَلَقْنَاهُ بِقَدَرٍ
İnnâ kulle şey’in halaknâhu bi kader(kaderin).

Ali Bulaç: -Hiç şüphesiz, biz her şeyi kader ile yarattık.-

Elmalılı Hamdi Yazır: -Haberiniz olsun ki biz her şey'i bir kaderle yaratmışızdır-

Elmalılı Hamdi Yazır(Sadeleştirilmiş): -Haberiniz olsun ki, biz her şeyi bir kadere göre yarattık.-

İbni Kesir
: -Muhakkak ki Biz, her şeyi bir ölçüye göre yaratmışızdır.-

Ömer Nasuhi Bilmen: -Muhakkak ki, Biz her şeyi bir kader (muayyen bir ölçü) ile yarattık.-


Taberi Tefsiri;

Bu ve bundan önceki âyet-i kerimenin nüzul sebebi hakkında Ebu Hu-reyre (r.a.) diyor ki:

"Kureyş müşrikleri gelip Resulullah ile kader hakkında tartıştılar. Bunun üzerine: "O gün onlar cehennemin ateşine yüzüstü sürüklenirler ve onlara "Ta*dın cehennem ateşinin dokunuşunu denir. Şüphesiz biz herşeyi bir kaderle ya*ratmışızdır." âyetleri nazil oldu[1]

Abdullah b. Abbas´ın şöyle dediği rivayet edilmektedir:"Ben, AH ahin ki*tabında, kaderi inkar ettiklerinden dolayı "Yüzüstü ateşe sürüklenecek ve kendi*lerine "Tadın cehennem ateşinin dokunuşunu" denilecek bir kavim buluyorum. Ben şu anda onları göremiyorum. Bilmiyorum ki bunlar, bizden önce geçen in*sanlar arasında mı var idiler yoksa daha sonra gelecek olanlar içinden mi çıka*caklar "

Abdullah b. Abbas bu âyet-i kerimeyi izah ederken şöyle demiştir: "Allah teala bütün yaratıkları bir kaderle yaratmıştır. Onların işleyecekleri hayır ve şer*ri de kadere göre yaratmıştır. Hayırîann en hayırlısı mes´ud olmaktır. (Cennetlik olmaktır) Serlerin en şerlisi de bedbahtlıktır. (Cehennemlik olmaktır.)

Ehl-i sünnet, kaderin varlığını ve ona iman etmenin zaruri olduğunu söy*lemiş ve delil olarak bu âyet-i kerimeyi ve buna benzeyen şu âyetleri ayrıca Re-sulullahtan rivayet edilen şu sahih hadisleri delil göstermişlerdir. "O Allah ki göklerin ve yerin mülkü ancak onundur. O hiçbir çocuk edinmemiştir. Mülkün*de hiçbir ortağı yoktur. O, herşeyi yaratıp belli bir nizama koymuş, geçmişini geleceğini takdir etmiştir. [2]"O, herşeyi bir ölçüye göre takdir etti. Doğru yo*lu gösterdi. [3]

Abdullah b. Ömer, Resulullahın şöyle buyurduğunu rivayet ediyor: [4]

"Herşey kadere göredir. Hatta acizlik ve zindelik te." Abdullah b. Abbas diyor ki:

"Bir gün ben Resulullahm arkasında bulunuyordum. Resulullah bana: "Ey genç ben sana birkaç kelime öğreteceğim: Sen Allahı koru o da seni koru Sen Allahı koru onu yanında bulursun. Birşey istediğinde Allahtan iste. Yardımına çağırdığında Allahı çağır. îyi bil ki bütün ümmet sana bir fayda sağ*lamak için bir araya gelecek olsa, Ali ahin senin için yazdığının dışında hiçbir fayda sağlayamazlar.. Yine bütün ümmet sana zarar vermek için bir araya gele*cek olsa Allahm, senin aleyhine yazdğı zarar dışında sana hiçbir zarar veremez*ler. Kalemler kaldırılmış, sahifeler kurulmuştur. [5]

Ebu Hureyre (r.a.) diyor ki:

"Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:"Kuvvetli mümin daha hayırlı ve Alla-ha zayıf müminde daha sevimlidir. Hepsinde de hayır vardır. Sen, sana fayda verecek şeyleri şiddetle iste. Allahtan yardım dile. Acizliğe düşme. Sana birşey isabet ettiğinde:"Eğer ben şöyle yapsaydım bu iş böyle olurdu." deme. Fakat: "Bu Allahm kaderidir. O neyi dilerse onu yapar." de. Zira "Eğer şöyle olsaydı.3 sözü, şeytanın vesvesesine yol açar, [6]

Abdullah b. Ömer, Resulullahm şöyle buyurduğunu rivayet ediyor:

"Kaderi inka redenler bu ümmetin mecusileridir. Hasta olduklarında on*arı ziyaret etmeyin. Öldüklerinde cenazelerinde bulunmayın. [7]

Başka bir hadiste:

"Her ümmetin mecusisi vardır. Bu ümmetin mecusileri de "Kader yok*tur." diyenlerdir. Onlardan kim ölürse cenazesinde bulunmayın. Kim hasta olur*sa ziyaret etmeyin. Onlar, Deccal´ın taraftarlarıdır. Allanın, bunları Deccal´a ka*vuşturması haktır. [8]

Ömer b. cl-Hattab, Resulullahın şöyle buyurduğunu rivayet ediyor: "Siz, kaderi inkar edenlerle oturup kalkmayın ve onlara söz açmayın." [9]

Abdullah b. Ömer diyor ki:

"Çabam Ömer b. el-Hattab dedi ki: "Bir gün biz Resulullahın yanında iken, elbisesi çok beyaz, saçları simsiyah bir adam çtkageldi. Üzerinde yolculuk eseri yoktu. Aramızda onu tanıyan da yoktu. Gelip Resulullahın önüne oturdu. Dizlerini onun dizlerine dayadı ve ellerini de (kendi) dizlerinin üzerine koydu ve şöyle dedi:

"-Ey Muhammed, söyle bana İslam nedir

-İslam, Allahtan başka hiçbir ilah olmadı ğna ve Muhammed´in, onun peygamberi olduğuna şehadet etmen, namazı kılman, zekatı vermen, Ramazan*da oruç tutman, oraya gitmeye gücün yetiyorsa Kabe´yi Hac etmendir.

-Doğru söyledin." dedi. Hz. Ömer diyor ki: "Biz ona hayret ettik. Zira o hem soruyor hem de tasdik ediyordu. (Sorularına devamla şöyle dedi):

-Söyle bana iman nedir

-İman, Allaha, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe ve hayırı ve şerri ile kadere iman etmendir.

-Doğru söyledin. [10]

Hz. Ali (r.a.) diyor ki: .

"Resulllah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Bir kul şu dört şeye iman etmedikçe mümin olamaz: AllahtanJbaşka ilah olmadığına, ben Muhammed´in, Allahm peygamberi olduğuna ve beni hak olarak gönderdiğine şehadet getirerek îman etmesi» ölüme ve ölümden sonra dirilmeye iman etmesi, bir de kadere iman [11]et*mesidir[12]

Aslında inanmak isteyenler için bu kadarı yeterlidir!

[1] Müslim, K.el-Knder, bab: 19, Hadis no: 2656 /Tirmizî, K.Tcfsir el-Kur´an, Sure:54, bab: 6, Hadis no: 3290
[2] Türkan Suresi, 25/2
[3] A´lfı Suresi, S7/3
[4] Müslim, K.cl-Kadcr, bab: 18, Hadis no:2655
[5] Tirmiri, K.el-Kıyamc, bab: 59, Hadis no: 2516 / Ahmcd b. Ilanbcî, Müsned, C.I, S.293
[6] Muslim, K cl-Kadcr, bab: 34 Hadis No: 2664/ İbn-i Mace, K- eZ^ühd, bab: 14 Hadis No 4168
[7] Hini Davııd, K.cs-Sünnc, bab: 14, Hadis no: 4691
[8] Ebu Davııd, K.cs-Siinne, bata: 14, Hadis no: 4692
[9] Ebu Davııd, K.cs-Sünnc, bab: 14,IIadis no: 4710
[10] Müslim, K.cl-iman, bab: 1, Hadis no: 8
[11] Tirmi/Î, K.el-Kaılcr, bab: 10, Hadis no: 2145
[12] Ebu Cafer Muhammed b. Cerir et-Taberi, Taberi Tefsiri, Hisar Yayınevi: 8/82-87.

Âli İmrân Suresi 145.Ayet;
Diyanet İşler: -Hiçbir kimse Allah’ın izni olmadan ölmez. Ölüm belirli bir süreye göre yazılmıştır. Kim dünya menfaatini isterse, kendisine ondan veririz. Kim de ahiret mükâfatını isterse, ona da ondan veririz. Biz şükredenleri mükâfatlandıracağız.-

Ali Bulaç: -Allah'ın izni olmaksızın hiç bir nefis için ölmek yoktur. O, süresi belirtilmiş bir yazıdır. Kim dünyanın yararını (sevabını) isterse ona ondan veririz, kim ahiret sevabını isterse ona da ondan veririz. Biz şükredenleri pek yakında ödüllendireceğiz.-

Elmalılı Hamdi Yazır: -Hem Allahın izni olmakdıkça kimseye ölmek yok: o va'desile yazılmış şaşmaz bir yazı, bununla beraber kim dünya sevabını isterse ona ondan veriniz, kim de Ahıret sevabını isterse ona da ondan veririz, şükredenlere ise muhakkak mükâfat vereceğiz.-

Fizilal-il Kuran: -Allah'ın izni olmaksızın hiç kimsenin ölmesi söz konusu değildir. O süresi belirli bir yazıya bağlıdır. Kim dünya kazancını isterse ona ondan veririz. Kim ahiret sevabını isterse ona da ondan veririz. Biz şükredenleri ödüllendireceğiz.-

Ömer Nasuhi Bilmen: -Ve hiç bir kimse için Allah Teâlâ'nın izni olmadıkça ölmek yoktur. O vadesi tayin edilmiş bir yazıdır. Ve her kim dünya menfaatını dilerse ona ondan veririz. Ve kim ahiret sevabını isterse ona da ondan veririz. Ve şükredenleri elbette mükâfaatlandıracağız.-

Taberi Tefsiri;

Allah'ın takdir ettiği ecele ulaşmadan, Muhammed dahil, hiçbir nefsin öl*mesi mümkün değildir. Bu, Allah tarafından yazılmış bir eceldir. Hiçbir kimse vadesi gelmeden ölmeyecektir. Kim, işlediği amellerle dünya mükâfaatını ister*se, ona dünya hayatında kendisi için takdir edileni veririz. Artık onun, Allah'ın ikramlarından bir payı yoktur. Kim de yaptıklarıyla, Allah'ın, salih ameller işle*yenler için hazırladığı âhiret mükâfaatını isterse biz onu, dünyada rızıklandırmakla birlikte ona âhiret mükâfaatları veririz. Evet şükredenleri bu bol mükâfaatlarla mükâfaatlandıracağız.

Âyet-i Kerimede, her canlı için bir ecel takdir edildiği beyan edilmekte*dir. Bu hususta diğer âyetlerde de şöyle Duyurulmaktadır:

"Her ümmetin bir eceli vardır. Ecelleri geldiği zaman onu ne bir an geri bırakabilirler ne de ileri alabilirler. [1]

"De ki: "Allah'ın dilediğinin dışında benim, kendime ne bir zarar ne de bir fayda sağlamaya gücüm yeter. Her ümmetin bir eceli vardır. Ecelleri geldiğinde onu ne bir an geciktirebilirler ne de öne alabilirler. [2]

"Eğer Allah, insanları zulümleri yüzünden, hemen cezalandırsaydı, yer*yüzünde hiçbir canlı bırakmazdı. Fakat Allah, onları belli bir vakte kadar erte*ler. Vâdeleri geldiğinde onu ne bir an erteleyebilirler ne de bir an öne alabilirler. [3]

"Hiçbir ümmet ecelini ne öne alabilir, ne de erteleyebilir. [4]

[1] Araf suresi 7/34
[2] Yunus suresi 10/49
[3] Nahl suresi, 16/61
[4] Hicr Suresi 15/5


Âli İmrân Sûresi 154.Ayet;
Diyanet İşler: -Sonra o kederin ardından (Allah) üzerinize içinizden bir kısmını örtüp bürüyen bir güven, bir uyku indirdi. Bir kısmınız da kendi canlarının kaygısına düşmüştü. Allah’a karşı cahiliye zannı gibi gerçek dışı zanda bulunuyorlar; “Bu işte bizim hiçbir dahlimiz yok” diyorlardı. De ki: “Bütün iş, Allah’ındır.” Onlar sana açıklayamadıklarını içlerinde saklıyorlar ve diyorlar ki: “Bu konuda bizim elimizde bir şey olsaydı, burada öldürülmezdik.” De ki: “Evlerinizde dahi olsaydınız, üzerlerine öldürülmesi yazılmış bulunanlar mutlaka yatacakları (öldürülecekleri) yerlere çıkıp gideceklerdi. Allah, bunu göğüslerinizdekini denemek, kalplerinizdekini arındırmak için yaptı. Allah, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) bilir.”-

Ali Bulaç: -Sonra kederin ardından üzerinize bir güvenlik (duygusu) indirdi, bir uyuklama ki, içinizden bir grubu sarıveriyordu. Bir grup da, canları derdine düşmüştü; Alah'a karşı haksız yere cahiliye zannıyla zanlara kapılarak: "Bu işten bize ne var ki?" diyorlardı. De ki: "Şüphesiz işin tümü Allah'ındır." Onlar, sana açıklamadıkları şeyi içlerinde gizli tutuyorlar, "Bu işten bize bir şey olsaydı, biz burada öldürülmezdik" diyorlar. De ki: "Evlerinizde olsaydınız da üzerlerine öldürülmesi yazılmış olanlar, yine devrilecekleri yerlere gidecekti. (Bunu) Allah, sinelerinizdekini denemek ve kalplerinizde olanı arındırmak için (yaptı). Allah, sinelerin özünde saklı duranı bilendir.-

İbni Kesir: -Sonra o üzüntünün ardından, üzerinize öyle bir emniyet ve öyle bir uyku indirdi ki; içinizden bir kısmını bürüyordu, bir kısmı da canları sevdasına düşmüştü. Allah'a karşı cahiliyet zannı gibi haksız bir zan besliyorlar. Bu işten bize ne? diyorlardı. De ki: Bütün iş Allah'ındır. İçlerinde sana açmadıkları birşey gizliyorlar. Bu, bize ait birşey olsaydı burada öldürülmezdik, diyorlar. De ki: Evlerinizde olsaydınız üzerlerine ölüm yazılmış olanlar yine mutlaka devrilecekleri yerlere çıkıp gideceklerdi. Bu; göğüslerinizin içindekini yoklamak, kalblerinizdekini temizlemek içindir. Allah, göğüslerdekini bilendir.-

Elmalılı Hamdi Yazır: -Sonra o gamın arkasından üzerinize bir emniyyet indirdi: bir uyku ki içinizden bir taifeyi sarıyordu, bir taife de nefisleri sevdasına düşmüşlerdi: Allaha karşı cahiliyye zannı nâ hak bir zan besliyorlardı: "var mı bize o emirden bir şey?" diyorlardı, "hakikat emrin hepsi Allahın" de, onlar nefislerinde sana açamadıkları bir şey gizliyorlar: "bizim emirden bir hıssamız olsa idi burada katlolunmazdık" diyorlar, deki: "evinizde de olsa idiniz üzerlerine katil yazılmış bulunanlar yine çıkacak düşüb kaldıkları yerleri çaresiz boylıyacaklardı, Allah sinelerinizdekini yoklamak ve yüreğinizdekini meydana çıkarmak içindir ki bunu başınıza getirdi, Allah sinelerin kühnünü bilir."
Yûnus Sûresi 49.Ayet;
Diyanet İşleri: -De ki: “Allah dilemedikçe, ben kendime bile ne bir zarar, ne de fayda verme gücüne sahibim. Her milletin bir eceli vardır. Onların eceli geldi mi, ne bir an geri kalabilirler ne de öne geçebilirler.”-

Ali Bulaç: -De ki: "Allah'ın dilemesi dışında, kendim için zarardan ve yarardan (hiç bir şeye) malik değilim. Her ümmetin bir eceli vardır. Onların ecelleri gelince, artık ne bir saat ertelenebilirler, ne öne alınabilirler.-

Elmalılı Hamdi Yazır: -De ki: ben kendi kendime Allahın dilediğinden başka ne bir menfeate ne de bir mazarrata malik değilim, her ümmet için bir ecel vardır, ecelleri geldiği vakıt artık bir saat geri de kalamazlar, ileri de gidemezler-

Fizilal-il Kuran: -Onlara de ki; "Allah'ın dileği dışında benim kendime bile zarar ya da yarar dokundurmaya gücüm yetmez. Her ümmetin belirli bir yaşama süresi vardır. O süre dolunca, ne bir an geri bırakılırlar ve ne de bir an önceye alınırlar."-

Ömer Nasuhi Bilmen: -De ki: "Ben kendi nefsim için Allah Teâlâ'nın dilediğinden başka ne bir zarara ve nede bir faideye mâlik olamam. Her ümmet için bir ecel vardır. Ecelleri geldiği vakit artık ne bir saat geri kalabilirler ve ne de ileri gidebilirler."-

Yûnus Sûresi 49.Ayet;
Diyanet İşleri: -(Ey Muhammed!) Sen hangi işte bulunursan bulun, ona dair Kur’an’dan ne okursan oku ve (ey insanlar, sizler de) hangi şeyi yaparsanız yapın, siz ona daldığınızda biz sizi mutlaka görürüz. Ne yerde, ne de gökte, zerre ağırlığınca, (hatta) bu zerreden daha küçük veya daha büyük olsun, hiçbir şey Rabbinden uzak (ve gizli) olmaz; hepsi muhakkak apaçık bir kitapta'dır.-

Ali Bulaç: -Senin içinde olduğun herhangi bir durum, onun hakkında Kur'an'dan okuduğun herhangi bir şey ve sizin işlediğiniz herhangi bir iş yoktur ki, ona (iyice) daldığınızda, biz sizin üzerinizde şahidler durmuş olmayalım. Yerde ve gökte zerre ağırlığınca hiç bir şey Rabbinden uzakta (saklı) kalmaz. Bunun daha küçüğü de, daha büyüğü de yoktur ki, apaçık bir kitapta (kayıtlı) olmasın.-

Elmalılı Hamdi Yazır: -Her hangi bir şe'nde bulunsan, Kur'andan her ne okusan ve her hangi bir amel yapsanız, siz ona dalıb coşarken mutlak biz üzerinizde şahid bulunuruz, rabbından ne Yerde ne Gökte zerre miskali ve ondan ne daha küçük ne daha büyük hiç bir şey kaçmaz hepsi bir kitabı mübîndedir-

Fizilal-il Kuran: -Ne ile uğraşırsan uğraş. Kur'an'dan hangi parçayı okursan oku, hangi işi yaparsanız yapınız, işinize daldığınızda mutlaka davranışlarınızın tanığı, gözeticisiyiz. Ne yerde ve ne de gökte bulunan zerre ağırlığınca bir şey Rabbinizden saklı kalmaz. Gerek bundan daha küçüğü ve gerekse daha büyüğü mutlaka apaçık bir Kitap'ta yeralır.-

İbni Kesir: -Ne işte bulunsan, Kur'an'dan ne okusan ve siz ne iş yaparsanız; yaptıklarınıza daldığınızda mutlaka Biz üzerinizde şahidiz. Yerde ve gökte hiç bir zerre Rabbından gizli değildir. Bundan daha küçüğü de, daha büyüğü de şüphesiz apaçık kitabdadır.-

Ömer Nasuhi Bilmen: -Ve sen bir işte bulunmazsın ve ondan, Kur'an'dan bir şey okumazsın ve sizler de amelden bir şey yapmazsınız ki, illâ Biz sizin üzerinize o işe daldığınız zaman şahitleriz. Ve Rabbinden ne yerde ve ne de gökte zerre miskali bir şey gaib bulunmaz ve ondan ne daha küçük ve ne de daha büyük bir şey yoktur ki, illâ apaçık olan bir kitapta (yazılıdır).-

|Kaderi İnkar Edenlerin Deccal Grubundan Olması|

Ebu Davud’un Hz. Huzeyfe’den naklettiğine göre, Peygamberimiz (asm) şöyle buyurdu:

”Her ümmetin mecusisi vardır. Benim ümmetimin mecusileri ise 'Kader yoktur.' diyenlerdir. Onlardan biri ölürse, cenazesine katılmayın, hasta olursa ziyaretine gitmeyin. Onlar deccal taifesidir. Allah’ın onları deccale ilhak ettirmesi (ona katılmış bir grup olarak değerlendirmesi) hakkıdır.” (Ebu Davud, Sünnet; 17 , no: 4692, 4691, 2/634)


| Kütübü Sitte |

Ravi : Ebu Hüreyre
Hadis : Biz kader hususunda münakaşa ederken Resulullah (sav) çıkageldi. Öylesine kızdı ki, öfkenin hasıl ettiği kızıllıktan, yüzünde sanki nar taneleri ortaya çıkmıştı. Bize şöyle çıkıştı: "Bununla mı emredildiniz, yoksa ben size bunun için mi gönderildim. Bilin ki, sizden öncekileri, dini meselelerdeki mündkaşalarının çokluğu ve peygamberleri hakkında düştükleri ihtilafları helak etmiştir." Bir rivayette şu ziyade mevcuttur: "kader hususunda münakaşa etmemeniz için yemin verdim."
Hadis No:1160


Ravi : İbnu Ömer
Hadis : Resulullah (sav) şöyle buyurmuştur: "kader ehli ile düşüp kalkmayın, onlara dava açmayın."
Hadis No: 4848

Ravi : Huzeyfe
Hadis : Resulullah (sav) buyurdular ki: "Her ümmetin Mecusileri vardır. Bu ümmetin Mecusileri "kader yoktur!" diyenlerdir. Bunlardan kim ölürse cenazelerinde hazır bulunmayın. Onlardan kim hastalanırsa ona ziyarette bulunmayın. Onlar Deccal bölüğüdür. Onları Deccal`e ilhak etmek Allah üzerine bir haktır."
Hadis No: 4846

Ravi : İmran İbnu Husayn
Hadis : Mescidde, Resulullah (sav)`ın huzuruna girmiştim. (O sırada) Beni Temim kabilesinden bir grup insan geldi. Onlara: "Ey Beni Temim, size müjde olsun!" diyerek söze başlamıştı. Onlar hemen: "Bize müjde verdin, öyle ise (beytül-malden) iki kere bağış yap!" diye talepde bulundular. Onların bu cevabı karşısında Resulullah (sav)`ın yüzünden rengi attı. Hz. Peygamber (sav)`in huzuruna (Hayberin fethi sırasında) Yemen halkından bir grup (Eş`ari) girmişti. Onlara: "Ey Yemenliler! Beni Temim `in kabul etmediği müjdeyi siz bari kabul edin!" dedi. Onlar: "Kabul ettik ey Allah`ın Resulü!" dediler ve arkadan ilave ettiler: "Biz dinimizi öğrenmeye ve bu (yaratılış) işinin başı ne idi, onu senden sormaya geldik!" dediler. Bunun üzerine Resulullah (sav), mahlükatın ve Arş`ın başlangıcını anlatmaya başladı: "Bidayette Allah vardı, O`ndan önce başka bir şey yoktu. O`nun Arş`ı suyun üzerinde bulunuyordu. Sonra gökleri ve yeri yarattı. Sonra zikr (denen kader defterinde ebede kadar cereyan edecek) her şeyi yazdı."
Hadis No: 1684

Ravi : Yahya İbnu Yağmur
Hadis : "Basra`da kader üzerine ilk söz eden kimse Mabed el-Cüheni idi. Ben ve Humeyd ibnu Abdirrahman el-Himyeri, hac veya umre vesilesiyle beraberce yola çıktık. Aramızda konuşarak, Ashab`tan biriyle karşılaşmayı temenni ettik. Maksadımız, ondan kader hakkında şu heriflerin ettikleri laflar hususunda soru sormaktı. Cenab-ı Hakk, bizzat Mescid-i Nebevi`nin içinde Abdullah İbnu Ömer (ra)`la karşılaşmayı nasib etti. Birimiz sağ, obürümüz sol tarafından olmak üzere ikimiz de Abdullah (ra)`a sokuldu. Arkadaşımın sözü bana bıraktığını tahmin ederek, konuşmaya başladım: "Ey Ebu Abdirrahman, bizim taraflarda bazı kimseler zuhur etti. Bunlar Kur`an-ı Kerim`i okuyorlar. Ve çok ince meseleler bulup çıkarmaya çalışıyorlar," Onların durumlarını beyan sadedinde şunu da ilave ettim: "Bunlar, "kader yoktur, herşey hadistir ve Allah önceden bunları bilmek iddiasındalar." Abdullah (radıyallahu anh): Onlarla tekrar karşılaşırsan, haber ver ki ben onlardan beriyim, onlar da benden beridirler" Abdullah İbnu Ömer sozünü yeminle de te`kid ederek şöyle tamamladı: "Allah`a kasem olsun, onlardan birinin Uhud dağı kadar altını olsa ve hepsini de hayır yolunda harcasa kadere inanmadıkça, Allah onun hayrını kabul etmez! Sonra Abdullah dedi ki: Babam Ömer İbnul-Hattab (ra) bana şunu anlattı: "Ben Hz. Peygamber (sav) yanında oturuyordum. Derken elbisesi bembeyaz, saçları simsiyah bir adam yanımıza çıkageldi. Üzerinde, yolculuğa delalet eder hiçbir belirti yoktu. Üstelik içimizden kimse onu tanımıyordu da. Gelip Hz. Peygamber (sav)`in önüne oturup dizlerini dizlerine dayadı. Ellerini bacaklarının üstüne hürmetle koyduktan sonra sormaya başladı: Ey Muhammed! Bana İslam hakkında bilgi ver! Hz. Peygamber (sav) açıkladı: "İslam, Allah`tan başka ilah olmadığına, Muhammed`in O`nun kulu ve elçisi olduğuna şehadet etmen, namaz kılman, zekat vermen, Ramazan orucu tutman, gücün yettiği takdirde Beytullah`a haccetmendir." Yabancı:"Doğru söyledin" diye tasdik etti. Biz hem sorup hem de söyleneni tasdik etmesine hayret ettik. Sonra tekrar sordu: "Bana iman hakkında bilgi ver?" Hz. Peygamber (sav) açıkladı. "Allah`a, meleklerine, kitablarına, peygamberlerine, ahiret gününe inanmandır. kadere yani hayır ve şerrin Allah`tan olduğuna da inanmandır." Yabancı yine: "Doğru söyledin!" diye tasdik etti? Sonra tekrar sordu: "Bana ihsan hakkında bilgi ver?" Hz. Peygamber (sav) açıkladı: "İhsan Allah`ı sanki gözlerinle görüyormuşsun gibi Allah`a ibadet etmendir. Sen O`nu görmesen de O seni görüyor." Adam tekrar sordu: "Bana kıyamet(in ne zaman kopacağı) hakkında bilgi ver?" Hz. Peygamber (sav) bu sefer: "Kıyamet hakkında kendisinden sorulan, sorandan daha fazla birşey bilmiyor!" karşılığını verdi. Yabancı: "Öyleyse kıyametin alametinden haber ver!" dedi. Hz. Peygamber (sav) şu açıklamayı yaptı: "Köle kadınların efendilerini doğurmaları, yalın ayak, üstü çıplak, fakir (Müslim`in rivayetinde fakir kelimesi yoktur) davar çobanlarının yüksek binalar yapmada yarıştıklarını görmendir." Bu söz üzerine yabancı çıktı gitti. Ben epeyce bir müddet kaldım. (Bu ifade Müslim`deki rivayete uygundur. Diğer kitaplarda "Ben üç gece sonra Hz. Peygamber (sav)`la karşılaştım" şeklindedir) Hz. Peygamber (sav) Ey Ömer, sual soran bu zatın kim olduğunu biliyor musun? dedi. Ben: "Allah ve Resulü daha iyi bilir" deyince şu açıklamayı yaptı: "Bu, Cebrail aleyhisselamdı. Size dininizi öğretmeye geldi."
Hadis No : 15

Ravi : Ömer İbnu`l-Hattab
Hadis : Resulullah (sav) buyurdular ki: "Musa aleyhisselam: "Ey Rabbim! bizi ve kendisini cennetten çıkaran Adem`i bize bir göster!" diye niyazda bulundu. Hak Teala ve Tekaddes hazretleri de babası Adem aleyhisselam`ı ona gösterdi. Bunun üzerine Hz. Musa: "Sen babamız Adem misin?" dedi. Adem: "Evet!" deyince: "Yani sen, Allah`ın kendi ruhundan üflediği kimsesin. Sana bütün isimleri öğretti, meleklere emretti ve onlar da sana secde ettiler öyle değil mi?" diye sordu. Adem yine: "Evet!" dedi. Hz. Musa sormaya devam etti: "Öyleyse sen niye bizi ve kendini cennetten çıkardın?" Bu soru üzerine Hz. Adem: "Sen kimsin ?" dedi. O: "Ben Musa`yım!" deyince: "Yani sen, Allah`ın risalet vererek mümtaz kıldığı kimsesin. Sen Beni İsrail`in peygamberi, perde gerisinde Allah`ın konuştuğu kimsesin. Allah seninle kendi arasına mahlukatından bir elçi de koymadı değil mi?" dedi. Hz. Musa "Evet!" deyince; Hz. Adem: "Öyleyse sen, (bu söylediğin şeyin) ben yaratılmazdan önce Allah`ın (kader) kitabında yazılmış olduğunu görmedin mi?" dedi. Hz. Musa "Evet!" deyince: "Öyleyse Allah`ın kazası (hükmü) benden önce cereyan etmiş bir şey hakkında beni niye levmediyorsun?" dedi." Aleyhissalatu vesselam, devamla: "Hz. Adem, Musa`yı ilzam etti. Hz. Adem Musa`yı ilzam etti. Hz. Adem, Musa aleyhimesselam`ı ilzam etti" buyurdular.
Hadis No : 4845
| Diğer Hadisler |

"Ahir zamanda kaderi inkâr edenler çıkacaktır" (Tirmizi)

"Ahir zamanda, şu üç şeyden korkuyorum: Müneccimlere -falcılara- inanmak, kaderi inkâr ve idarecilerin zulmü."
[Taberani, İbni Asakir, Hatib, İbni Ebi Âsım]

"Kaderi inkâr etmeyin. Hristiyanlar kaderi inkâr eder."
[Cami-us-sagir]

"Ümmetim kaderi inkâr etmedikçe, dinde sabittir. Kaderi yalanlayınca helak olurlar."
[Taberani]

"Ahirette kaderi tekzip edene rahmet nazarı ile bakılmaz."
[İ. Adiy]

"Şu üç şeyden korkuyorum: Âlimin sürçmesi, Münafıkların (Kur'an böyle diyor) diyerek tartışmaya girişmesi, Kaderin inkâr edilmesi."
[Taberani]

"Bütün Peygamberler şunlara lanet etmiştir:
1) Allah’ın kitabında olmayan şeyi ona ekleyen [Kur’anda böyle yazıyor diye yalan söyleyen, Kur’anı kendi görüşüne göre tevil eden],
2) Allah’ın kaderini inkâr eden,
3) Allah’ın zelil ettiğini aziz, aziz ettiğini de zelil eden zalim idareci." (Örnek olarak; fasık bir kimseye değer vermek, onu itibarlı bir yere getirmek, salih bir kimseye değer vermemek, onu itibarsız, aşağı bir yere getirmek.)
[Taberani]

"Allahü teâlâ buyurur: “Ben âlemlerin rabbiyim, hayrı da, şerri de ancak ben tayin ederim. Hakkında şer yazdığıma yazıklar olsun, hakkında hayır yazdığıma ise ne mutlu.) (Allahü teâlâ, kullarının iyilik mi kötülük mü işleyeceklerini, Cehennemlik mi, Cennetlik mi olduklarını elbette bilir, bildiğini yazıyor. Yoksa yazdığı için kul öyle yapmak zorunda kalmıyor. Cebriye zorla Allah yaptırır der, Mutezile ise Allah’ın kaderini inkâr eder."
[İ.Neccar]

"Bütün işler Allahü teâlâdandır; hayır olanı da şer olanı da."
[Taberani]

"Kaderiye’nin İslam’dan nasibi yoktur. Bunlar, Şer takdir edilmedi derler."
[Beyheki] (Kaderiye, Mutezile demektir)-

"Denge, Rahman olan Allahü teâlânın elindedir. Kimini yükseltir, kimini alçaltır."
[Bezzar]

"Allahü teâlâ, hayır murat ettiğinin maişetini kolaylıkla verir. Şer murat ettiğinin ise, maişetini zorlukla karşılaştırır."
[Beyheki]

"Allahü teâlâ buyurdu ki: Bana iman edip de kadere, hayır ve şerrin benim takdirimle olduğuna iman etmeyen, benden başka Rab arasın."
[Şirazi]

"Ümmetimin helaki üç şeydedir: Irkçılık, kaderi inkâr ve nakle itibar etmemek." [Kendi görüşünü din gibi anlatmak]
[Taberani]
Destek ve Emeğimiz İçin Lütfen Paylaşın:
hasta isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
aşk büyüsü yapma
Cevapla

Bookmarks

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



ask
Powered by vBulletin® Version kapalı
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.

Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 23:42.

Desteklenen Siteler=>Medyum Yorumları| Büyü| bağlama büyüsü| aşk büyüsü nasıl yapılır
Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir.5651 sayılı yasaya göre bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. 5651 sayılı yasaya göre sitemiz mesajları kontrolle yükümlü olmayıp,yasal olmayan bir paylaşım olduğunu düşünüyorsanız iletişim bölümünden bize ulaşabilirsiniz.Haberler Haberler