Go Back   Gizli İlimler Alemi > İSLAM DİNİ > İslamın Şartları > Namaz

Yeni Konu aç  Cevapla
LinkBack Seçenekler Stil
Okunmamış 23-04-11, 13:44   #1 (permalink)
YASAKLI
 
Üyelik tarihi: 06-04-11
Mesajlar: 6.432
Konular: 2090
Tecrübe Puanı: 0
Asema is an unknown quantity at this point
Standart Özel Günlerinde Bayanın Namazİbadeti

Özel Günlerinde Bayanın Namazİbadeti

Son yıllarda, bazılarınca tartışma sebebi haline
getirilen konulardan birisi1 de, Müslüman bir hanımın özel günlerinde
namazlarını kılmaya devam edip edemeyeceğidir. Bu meseleyi ele alıp
tartışırken, zorunlu olarak, bazı ön bilgilerin verilmesi
gerekmektedir.

A - Namaz Kılabilmek İçin Abdestli Olma Mecburiyeti
Namaz kılmak isteyenin, abdest almasının şart olduğu; "Ey mü'minler,
namaz kılacağınız zaman; yüzünüzü, ellerinizi ve dirseklere kadar
kollarınızı yıkayın ve ıslak ellerinizi başınızın üzerine hafifçe sürün
ve bileklere kadar ayaklarınızı yıkayın..." şeklindeki Kur'ân nassı2
ile sabittir. Âyetten rahatlıkla anlaşılacağı gibi, abdestsizlik
hâlinde kişi hükmen kirli sayılmakta ve bu hâl namaza mâni olmaktadır.
Buna göre, kadın veya erkek olsun, hiçbir Müslüman, abdestsiz namaz
kılamayacaktır. Çünkü, âyetteki hitap her iki cinse şamildir. Aksi bir
davranışta bulunan kimse, Allah'ın bu konudaki emrini ihlâl etmesi
sebebiyle günahkâr olacak ve namazını edâ etmiş sayılmayacaktır.

Suyun bulunmaması veya bulunduğu hâlde kullanımının zararlı olması
durumunda3 ise, hükmî kirlilikten (hadesten) temizlenmek için, aynı
âyetin devamında, temiz toprakla teyemmüm alınması emredilmiştir;
"...Su bulamadığınızda, temiz toprağa ellerinizi sürün ve onunla
yüzünüzü ve kollarınızı hafifçe ovun/meshedin." Görüldüğü gibi,
olağanüstü durumlarda, abdestin yerine geçecek olan temizlik, teyemmüm
yapma şeklinde, bizzat Yüce Allah tarafından belirlenmiştir. Bu hâlde
bile, teyemmüm almaksızın, namaz kılmak caiz olmadığı için, suyun
varlığı ve kullanımının zararsız olduğu durumlarda, su ile abdest
alınmadan, suyun yokluğu durumunda ise, teyemmüm yapılmadan kılınacak
namaz sahih olmayacak, bu kurala uymayarak namaz kılan kimseden ibadet
sorumluluğu düşmeyecektir.

Konu ile ilgili olarak Hz. Peygamber de; "Sizden biri abdesti bozulduğu
zaman, abdest almadığı sürece, Allah onun namazını kabul etmez."4;
"Allah Teâlâ temizlenmeksizin hiçbir namazı kabul etmez."5 buyurmuştur.

B - Cünüp Bir Şahsın Namaz Kılabilmek İçin Yıkanma Mecburiyeti
Cünüplük; eşlerin cinsî münasebette bulunması; kadın veya erkeğin
cinsel tahrik sonucu, haz duyarak, cinsel organlarından akıntı gelmesi
gibi sebeplerle oluşan mânevî/hükmî kirliliktir. Cünüplük hâli hükmî
kirlilik/hades oluşturduğundan, namaza mâni olduğu, bu hâlde iken namaz
kılınamayacağı şu âyette belirtilmektedir; "...Namaz kılmak
istediğinizde, şâyet cünüpseniz yıkanınız..."6 Âyete göre; Cünüp olan
kadın ya da erkek, namaz kılabilmek için; su mevcut olup kullanımı
zarar vermediğinde, yıkanmalıdır ki, bu sebeple yıkanma, halk arasında
boy abdesti olarak isimlendirilmektedir.

Su bulunmadığında veya suyun kullanımı zararlı olduğunda, cünüplüğün
oluşturduğu hükmî kirlilikten temizlenmek için, temiz toprakla teyemmüm
alınmalıdır.

Teyemmüm alınırken, yalnızca yüzün ve dirseklere kadar kolların
toprakla ovulması/meshedilmesi yeterlidir. Konu ile ilgili âyet
şöyledir; "...Namaz kılmak istediğinizde şâyet cünüpseniz yıkanınız...
Ancak su bulamıyorsanız, temiz toprağa ellerinizi sürün ve onunla
yüzünüzü ve kollarınızı hafifçe ovun.."7 Görüldüğü gibi, yıkanma veya
abdest alma ile, suyun bulunmadığı veya kullanımının zararlı olduğu
durumlarda onun yerine alınacak teyemmüm arasında bir fark
bulunmamaktadır.

Bu ön bilgilerden sonra, yukarıda dile getirilen konunun tartışılmasına
sebep olan hususa yani özel günlerini yaşayan hanımların hükmen kirli
sayılıp sayılmadığı konusuna gelmiş bulunuyoruz.

C - Özel Günlerini Yaşayan Kadınların Hükmen Kirli Sayılıp Sayılmayacağı İle İlgili Görüşler
Kadınlarda görülen âdet kanamasının (hayız kanı) ve doğum sonrasındaki
kanamaların (nifas kanı) fizikî bir kirlilik oluşturdukları âşikârdır,
bunun yanında, söz konusu kanamaların, yaralanma veya bir organın
kesilmesi olayında görülen kanamalardan tıbbî farklılık gösterdiği de
bir gerçektir. Bu kanamaların bizi ilgilendiren yönü, kadınların bunlar
sebebiyle, hükmen kirli sayılıp sayılmayacaklarıdır. Bu konudaki
görüşleri şöyle açıklamak mümkündür:

1 - Âdet ve Nifas Kanamasının Hükmî Kirlilik Oluşturması Sebebiyle Kadınların Bu Günlerde Namaz Kılamayacağı ve Bunun Delilleri

İslâm'ın ilk yıllarından beri Müslüman ilim adamları tarafından
ittifakla benimsenmiş olan görüşe göre, kadınlarda âdet ve nifas
kanaması hükmî kirlilik oluşturmaktadır. Buna göre, bu hâldeki
kadınlar, hükmî kirlilikten temizlenmiş olma şartı bulunan ibadetlerini
eda edemeyeceklerdir. Namaz için, maddî kirlilikten temizlenmenin
yanında, hükmî kirlilikten/hadesten de temizlenmenin şart olması8
sebebiyle, âdet ve nifas kanaması gören kadın, bu günlerde namaz
kılamayacaktır.

İslâm âlimleri arasında bu hususta ittifak vardır.

Âdet ve nifas kanamasının hükmî kirlilik oluşturduğuna dâir deliller ve bunların değerlendirmeleri:
a- Deliller
1- Kitap
Kur'ân'da hanımların hayız hâllerinin, onlar için bir ezâ hâli olduğuna
dikkat çekilerek, bu günlerinde onlara cinsî açıdan yaklaşılmaması
şeklinde bir açıklama bulunmakla9 birlikte, bu akıntının kadını hükmen
kirli kılıp kılmadığı, ayrıca, kadınların bu hâlleri devam ederken,
ibadetlerini eda edip edemeyecekleri hakkında bir açıklama mevcut
değildir. Nitekim, kadınların özel günlerindeki kanamalarının,
kendilerini hükmen kirli kılacağı şeklindeki görüşü benimseyen İslâm
âlimleri, görüşlerini âyete değil de sünnete dayandırmışlardır. Ancak,
âyette10, özel günlerindeki bayanlara yaklaşma yasağının, "âdet
kanamasının bitmesi ve sonrasında temizlenmeleri (yıkanmaları/boy
abdesti almaları) ile son bulacağı" mealindeki ifadeden, kadınların bu
hâlinin cünüplük gibi büyük hades hâli olduğunun anlaşılabileceğini
ifade eden alimler de vardır.11 Çünkü âyette, bayanların âdetlerinin
bitmesi sonrasında, kirlenmiş bölgelerini yıkamaları değil, bütün
bedenlerini yıkamaları yani yıkanmaları hâlinde, temizlenecekleri ifade
edilmektedir. Burada kullanılan "iza tetahherne" kelimesindeki fiil
kalıbı12, bir temizlenme emri olarak, "in küntüm cünüben fe't-tahherû"
şeklinde, Mâide Sûresi'nin 6. âyetinde, büyük hades/cünüplük
sonrasındaki temizlenme için kullanılmıştır. Burada da temizlenme ile
ilgili olarak aynı fiil kalıbının kullanılmış olması (= lâ takrabûhünne
hatta yethurne, feiza tetahherne...), büyük ihtimalle, bu iki hâlin
hükmen aynı hâl olduğuna işaret etmektedir. Buna göre, kadınlar âdet
kanamaları olduğu zamanlarda, cünüplük hâlindeki gibi hükmen kirli
sayılmaktadırlar. Bu sebeple, kadınlar âdetli iken namaz
kılamayacakları gibi, bu kanamanın bitiminde, yıkanmak suretiyle hükmî
kirlilikten kurtulmuş ve namaz ibadeti ile sorumlu hâle gelmiş
olmaktadırlar. Buradan şu da anlaşılmaktadır: Kadınların âdet
günlerinde namaz kılamamaları, onların maddî temizliklerine gerektiği
şekliyle titizlik gösteremeyeceklerinden öte, bu hâldeki hanımların,
kanama son bulana kadar, hükmen kirli sayılmalarındandır. Namaz
kılabilmek için, hadesten temizlenmenin (= abdesti olmayanın abdest
alması, cünüp kimsenin ise yıkanması) şart olduğu ise, Kur'ân'ın açık
bir emri olarak yukarıda zikredilmişti.

Öte yandan, namaz öncesinde, inananların abdest alarak veya yıkanarak
hükmî/mânevî kirlilikten temizlenme şekillerinin gösterildiği âyette13,
genel bir kaide olarak, "Allah'ın kullarına sıkıntı ve meşakkat vermeyi
amaçlamadığı, ancak onların temiz bulunmalarını murad ettiği"
şeklindeki Kur'ânî ifadeden hareketle, bayanların özel günlerinin namaz
ibadeti için niçin elverişli olmadığı açık bir şekilde ta'lil
edilmemişse de, o hâldeki ferdin namaz için elverişli olmadığından,
mutlaka bu hâlden kurtulması gerektiğine dikkat çekilmekte, ancak
temizlenme için ağır ve zahmetli yolun izlenmesi istenmemektedir.

Bu kaide, özel günlerini yaşayan kadınların namaz ile mükellef
tutulmamasının hikmetlerinden bir kısmını gösterir mahiyettedir. Çünkü
âdet günlerinde, kadının abdesti, akan sıvı ve kanla sık sık bozulacak,
bu akıntıların oluşturduğu kirlilikten uzak kalmak ise, hayli sıkıntı
oluşturacak hatta bazı durumlarda mümkün bile olamayacaktır. Belki bir
namaz kılarken, malum akıntıların gelmesi sebebiyle, kadının birkaç kez
namazı bozulacak, tekrar gelen sıvının kesilmesinin beklenmesi ve
yeniden abdest alarak namaza başlanması, zannedildiğinden fazla
meşakkat doğurabilecektir. Ayrıca, genellikle özel hâllerinde
kadınların "Premenstrual sendrom" diye isimlendirilen bir problem
yaşadıkları günümüz araştırmacıları tarafından tespit edilmiştir.
Normalden daha fazla sıkıntılı olma, bitkin düşme, depresyon veya
üzüntülü ruh hâli, konsantrasyon bozukluğu, gerginlik ve unutkanlık
gibi durumlar bu sendromun ruhî yansımaları olarak sayılmaktadır. Bu
sendromun fizikî belirtileri olarak ise; baş ağrısı, karın şişkinliği,
mide bulantısı, baş dönmesi veya baygınlık hâlleri gözlenmektedir.

Kabûle şâyân bir namazın ruhu mesabesinde olan huşûa değişik açılardan
mâni teşkil eden fizikî ve ruhî durumlarla kadınların özel günlerinde
karşılaşma ihtimallerinin yüksek olduğu düşünüldüğünde, bu özel
günlerde kadınların namaz ibadetinden niçin muaf tutulmuş olduklarının
hikmeti biraz daha berraklaşmaktadır.

2- Sünnet
Kur'ân'ın sağlıklı bir şekilde anlaşılıp uygulanabilmesi için, fiilî ve
kavlî olarak, sahih sünnete başvurulması gerekir. Çünkü Allah Teâlâ,
Kur'ân'ı tebyin yetkisini Peygamber Efendimiz'e vermiştir. Konuya
Sünnet boyutunda bakıldığında, kadınların âdet hâllerinin hades olarak
görülüp, bu durumun ibadete tesiri hakkındaki hükme, daha kolay
ulaşılabilecektir. Nitekim ilk dönem İslâm âlimleri de, âdet ve nifas
kanamasının hükmî kirlilik oluşturduğu, bu sebeple, kadınların bu
günlerde namaz kılmalarının yasaklandığı hususunda ittifak etmişler14
ve bu görüşlerini sünnete dayandırmışlardır.

Peygamber Efendimiz, âdet hâlinin büyük hades/mânevî kirlilik hâli
olduğunu, bu günlerde namaz ibadetinin eda edilemeyeceğini, ayrıca, söz
konusu günlerde kılınmayan namazların, temiz olunan günlerde kaza
edilmesinin gerekmediğini belirtmiştir. Konu ile ilgili hadîslerden
bazıları şöyledir:

"Allah Resulü, kendisine gelerek, devamlı kanama geçirdiğini,
temizlenemediğini ifade eden ve bu durumda namazları terk etmem gerekir
mi diye soran Fatıma binti Ebi Hubeyş'e; Hayır, bu anlattığın hayız
kanaması değil, bir başka sebepten gelen kan sızıntısıdır. Hayız
kanaması gördüğün zaman, namazı bırak ve hayız hâlin sona erince, kanı
temizleyerek guslet ve namaz kıl."15 demiştir. Görüldüğü gibi, âdet
kanamasının yaşandığı günlerde, namazın bırakılması, bitiminde ise,
yıkandıktan sonra namazın kılınması emredilmektedir. Birisi âyet,
diğeri sünnet nassı ile, cünüplük16 ve âdet kanaması sonrasında
yıkanmanın gerekli olması, her iki durumun "hükmî kirlilik" noktasında
birbirine benzediğini göstermektedir.

Peygamber aleyhissalatü vesellem dönemindeki uygulamalar ve yukarıdaki
hadîs nazar-ı dikkate alındığında, âdet gören kadının namazları terk
etmesinin bir ruhsat olmadığı, aksine bunun bir emir olduğu
anlaşılmaktadır. Ayrıca, şu örnekler de bunu doğrulamaktadır:

i- Hz. Peygamber genç ve ihtiyar bayanların, hattâ âdet gören
hanımların bayram namazı için toplanılan namazgâha gelmelerini istiyor,
âdet gören kadınların, namaz kılınırken cemaatten biraz uzaklaşmalarını
ve gerek tekbirler alınırken, gerekse Müslümanlar lehine dua
yapılırken, cemaatin bu etkinliklerine iştirak etmelerini
emrediyordu.17

ii- Hz. Peygamber döneminde bir kadının uzun süren kanaması olmuştu, bu
kadının namazları hakkında Resulullah'tan fetva istenmesi üzerine, Hz.
Peygamber şöyle buyurdu: "Hastalanmadan önce, bir ayda kaç gün âdet
kanaması görüyordu, bunu hesaplasın, sonra kanama gördüğü günler içinde
bu kadar gün namaz kılmasın, sonra yıkansın ve pet kullanarak geri
kalan günlerde namazını kılsın."18

iii- Sahabe kadınları, âdet günlerinin sona erip ermediklerinde
kuşkulandıklarında, pet olarak kullandıkları ve üzerinde âdet
kanamasının son hâlinden sarı renkte izler bulunan bezlerini Hz.
Aişe'ye gönderiyorlar ve artık namaz kılmaya başlayıp
başlamayacaklarını soruyorlardı. O da, bunun âdet hâli olduğunu, beyaz
akıntı gelene kadar namazı terk etmelerini, bu hâlde iken namaz
kılmakta acele etmemelerini söylüyordu.19

iv- Hz. Aişe'nin naklettiğine göre; "Biz Resulullah döneminde âdet
görüyor, ama o günlerde kılamadığımız namazları kılmakla
emrolunmuyorduk. Tutamadığımız oruçlara gelince onları kaza etmekle
emrolunuyorduk."20

Hz. Aişe'nin, âdet döneminde kılınmayan namazların kaza edilmesinin
gerekli olduğu şeklindeki görüşü doğru bulmayarak reddetmesi21 de, âdet
günlerinde namazların kılınmamasının bir ruhsat olmayıp, zorunluluk
olduğunu ifade etmektedir. Çünkü, aksi savunulacak olsa, Hz. Aişe'nin
bu düşünceyi tenkit etmesi doğru olmazdı. Yani, âdet günlerinde namaz
kılmama muhayyerlik olarak görüldüğünde, sonradan bu namazların
kılınmasını tenkit bir mânâ taşımayacaktır. Nitekim, Ramazan günlerinde
oruç tutmama ruhsatı bulunan yolcu veya hastanın, ramazan sonrasında,
kalan oruçlarını tutması tavsiyeden öte bir mecburiyettir.

Kaynaklarda, âdetli kadından o günlerin namazının düştüğü ve bu hâldeki
kadınların namaz kılmalarının caiz olmadığı ve bu hâlde kılınacak
namazın sahih olmayacağı22 şeklindeki görüşe aykırı bir görüşün
varlığından bahsedilmezken, Hâricîlere mensup grupların, temizlik
sonrasında, kadının kılmadığı bu namazları kaza etmesinin gerekli
olduğuna inandıkları nakledilmektedir. Ancak, böyle bir anlayışa Hz.
Aişe tarafından tepki gösterildiği bilinmektedir.23

Konunun burasında şunu da vurgulamak isteriz: Kadınların özel
hâllerindeki namaz kılma yasağı, "Bu günlerde kadınların Allah'ı
anmaları yasaktır." şeklinde anlaşılmamalıdır. Aksine, özel hâli devam
eden kadınların -namaz kılamaz, oruç tutamaz ise de- Allah'ı
zikretmesinde, değişik şekillerde tesbihatta, dua ve niyazda
bulunmasında, dinî sohbetlere iştirak etmesinde hattâ bunları
yönetmesinde bir sakınca olmadığı gibi, imkânları ölçüsünde, bu tür
kulluk belirtilerinde bulunmaları tavsiyeye şâyândır.

İslâm hukukçuları, doğum sonrası görülen "nifas kanının" da mânevî
kirlilik oluşturduğunu, bu durumdaki kadının da namaz kılamayacağını,
gerek delil olarak, gerekse sonuç hükmü olarak, hayız hali ile aynı
şekilde düşünmüşlerdir.24 Konuya delil olabilecek rivayetlerden biri
şöyledir: Ümmü Seleme r.anhâ'dan nakledildiğine göre; Hz. Peygamber'in
kızları veya yakınlarından bir kadın çocuk doğurduğunda, kırk gün namaz
kılmadan evinde otururdu da, Resulullah, ona sonradan bu namazların
kazasını emretmezdi.25

Yukarıda belirtildiği gibi, hükmî kirlilik hâlinde, temizlenmeden namaz
kılmak mümkün değildir. Hadîslerden açıkça anlaşıldığına göre,
kadınların özel günlerindeki kanamaları, kendilerini hükmen kirli
kılmaktadır. Bu kirliliği oluşturan akıntı devam ettiği müddetçe de,
yalnızca temizlenmek veya yıkanmakla, bu kirlilikten kurtulmak
imkânsızdır. Bu akıntıyı sona erdirmek ise, şahsın gücü dâhilinde
olmaması sebebiyle, Yüce Allah'ın, kadınlardan bu günlerdeki namaz
yükümlülüğünü kaldırması rahmetinin bir tecellisidir.

b- Özel Günlerde Kılınmayan Namazların Kazası
Kadınların özel günleri sona erip, temizlendikten/yıkandıktan sonra, bu günlerde kılınmayan namazları kaza etmeleri gerekmez.26

Kadınların özel günlerinde kılamadıkları namazları kaza etmemelerinin
şüphesiz ki pek çok hikmeti vardır. Bunlardan birisi şu olabilir: Namaz
ibadeti, bayanın diğer temizlik günlerinde, beş vakit olarak devam
ettiği için, bu günlerde kılmadığı namazlar sebebiyle uzak kaldığı
namazın faydalarına, diğer günlerdeki kılacağı namazlar vasıtasıyla
kavuşabileceğinden, bir bakıma özel günlerinde iken kılamadığı namaz
vakitlerince namaz kılmak/bu namazları kaza etmek gereksiz olacak; bir
yönden de, her ay, âdetli bulunduğu günlerin namazını kaza etmek,
meşakkatli olacağından, namazların kazası istenmemiştir.27

İslâm'ın kadınlarla alâkalı olarak getirdiği bu ibadet yasağının,
onların aleyhine bir düzenleme olmadığı, aksine bu tür bir düzenlemenin
kadınları, karşılaşabilecekleri büyük meşakkat ve sıkıntıdan kurtarmak
maksadıyla gerçekleştirildiği açıktır. Durum böyleyken, İslâm'ın bu
müşfik yaklaşımından; kadınların aşağılanması ve ibadet etme
özgürlüklerinin kısıtlanması şeklinde bir sonuç çıkarmak en hafif
deyişle İslâm'a haksızlıktır. Bayanların özel günlerinde ibadet
etmekten muaf tutulmalarının, Allah'ın her ortamda kullarını düşündüğü,
onlara sıkıntı verebilecek zaman ve mekânlarda, dinî yükümlülüğü bile
kaldırdığı şeklinde anlamak hakkaniyete uygun bir anlayış olacaktır.

www.ilimalemi.com

2 - Âdet ve Nifas Kanamasının Hükmî Kirlilik Oluşturmaması Sebebiyle Bayanların Bu Günlerde Namaz Kılabileceği ve Delilleri
Günümüzde bazıları, bayanların âdet ve nifas hâllerinin hükmî kirlilik
oluşturmadığını, dolayısı ile, özel günlerindeki bayanların namazlarını
kılmaya devam edebilecekleri görüşünü savunmaktadırlar.28

Bu görüşü savunanlara göre, bu hâldeki kadının hükmen kirli olduğu ya
da o hâlde iken namaz kılamayacağı şeklinde bir yasak Kur'ân'da
bulunmamaktadır. Bu sebeple, kadınların özel günlerinde namaz kılmaları
yasaklanamaz; ancak, bu hâl kendilerini rahatsız edeceği için,
kendilerini namaz kılmaya müsait görmezlerse, namazlarını
kılmayabilirler. Bu kadınlar, kendilerini fazla bitkin bulmuyorlar ve
namazlarını edâ etmek istiyorlarsa, hasta ve yolcu olan şahsın
Ramazan'da oruç tutmama ruhsatı bulunduğu hâlde, dilerlerse
tutabilecekleri gibi, bu hâllerinde iken de dileyen kadınlar
namazlarını edâ edebilirler. Nitekim Hz. Peygamber de, bayanlara bu
kolaylığı sağlamıştır.29

a - Görüşün Değerlendirilmesi
i- Görüş sahiplerinin, konu hakkında açık bir âyetin bulunmadığını
gerekçe gösterip, mevcut olan sünnet verilerini gözardı ederek, bir
hükme varmaları usûlen yanlıştır. Çünkü, tarih boyunca İslâm ümmeti,
tevatür derecesine ulaşmasa da, sahîh sünneti hüküm koymada bir kaynak
olarak kabul etmişlerdir. İslâm tarihi boyunca, yukarıdaki hadîs
verilerinin ifade ettiği hükmün dışında bir uygulamanın bulunmayışı da,
bu rivayetlerin içerik itibariyle sahih olduklarının ayrı bir delili
olarak görülmelidir. Kaldı ki, yukarıda belirtildiği gibi, çok sarih
değilse de, konu ile ilgili âyetler birlikte düşünüldüğünde, özel
günlerindeki kadınların hükmî kirlilik içinde oldukları
anlaşılabilmektedir. Bu hâldeki kadının hükmen kirli olduğu
anlaşıldığında ise, bunun zorunlu sonucu, bu hâldeki bayanların namaz
kılamayacaklarıdır.

ii- Âdet hâlindeki kadının namaz kılmasının yasak olmadığı, ancak bu
hâlde namaz kılıp kılmamalarının bir ruhsat olduğu şeklindeki hükme
ulaşabilmek için karşı görüş sahiplerince savunulan çıkarım (=akıl
yürütme/kıyas işlemi) sağlıklı olmadığı için yanlıştır. Çünkü, bizzat
Kur'ân tarafından eza ibaresinin hastalık (maraz) anlamına kullanıldığı
açıklanmış değildir. Eza kelimesi; burada kişinin tiksinti duyduğu,
kendisine yaklaşana, kokusu ve necaseti sebebiyle eziyet veren şey
anlamında kullanılmıştır.30 Ayrıca, konu hakkında, sünnette mevcut olan
sarih beyanlar31 sebebiyle, ilk dönem İslâm âlimlerinin tamamı, hayız
kanı ile istihaze kanını (=hastalık sebebiyle gelen kan) farklı
değerlendirmişler, asıl maraz/hastalık anlamını istihaze kanı gören
bayan için kullanmışlardır. Şu da var ki, bu hâldeki kadının kanamayı
durduracak tedbirler alması hâlinde, her namaz için veya her vakit için
normal abdest alarak namazını kılacağına, sünnet nassına32 dayanarak
hükmetmişlerdir.33 Özel günlerindeki bayanın ibadeti ile, fizikî
rahatsızlığı bulunan bayanın ibadeti arasında benzerlik kurarken, "iki
olay arasında illet birliği olmadan yapılan kıyasın geçersiz olacağı"
gözden kaçırılmıştır.

iii- Bayanların, diledikleri takdirde, özel günlerinde namazlarını
kılabilecekleri şeklindeki görüşe, Kur'ân'daki hastalarla ilgili olarak
oruç tutmama ruhsatının34 delil olarak kullanılması da yanlıştır.
Çünkü, Kur'ân'da hasta için oruç tutmama ruhsatı verilmişse de,
hastanın namaz kılmayabileceği şeklindeki bir hükme yer verilmemiştir.
Buna göre, hareket noktamız Yüce Kur'ân'dır diyenler, bu konuda
Kur'ân'ın dışına çıkarak, kendi görüşleri doğrultusunda hüküm
koymuşlardır.

iv- Özel günlerindeki kadının namaz kılıp kılmamada serbest olduğunu
savunanlar, Hz. Peygamber'in de bu kolaylığı gösterdiğini ifade
etmelerine rağmen, görüşlerine delil olabilecek sahîh ya da zayıf bir
hadîs zikredememektedirler. Biz de böyle bir hadîs tespit edebilmiş
değiliz. Hâlbuki Peygamber Efendimiz'den rivayet edilen haberler, bu
durumdaki kadının namazını terk etmesi yönündedir.

Sonuç
Bayanların âdet ve nifas kanamaları gördükleri dönemlerde, hükmen kirli
sayıldıkları, bu hâlde iken, namaz için ön şart olan hükmî kirlilikten
temizlenmiş bulunma şartını taşımamaları sebebiyle, bu günlerdeki
namazlarını kılamayacakları ve temiz günlerinde de bunları kaza
etmeyecekleri şeklinde benimsenmiş olan icma ile kabul edilen genel
yaklaşımın, naslara dayanması ve İslâm'ın ilk günlerinden günümüze
kadar, konu hakkında farklı bir görüş ve uygulamanın da bulunmayışı
sebebiyle, doğru olduğu, bugün de uygulamanın buna göre yapılması
gerektiği kanaatine ulaşılmıştır.

Özel günlerini yaşayan kadınların hükmen kirli sayılmayacakları
sebebiyle, bu günlerde dilerlerse, namazlarını eda edebilecekleri
şeklindeki diğer görüşün ise, konu hakkındaki sahih naslarla ve ilk
dönemden beri gelen uygulama ile çeliştiği, aklî dayanağının da
sağlıklı olmadığı görüldüğünden, buna göre bir uygulamada bulunmak
uygun olmayacaktır.

Burada şu hatırlatmanın yapılmasını mecburi görmekteyiz: İslâm dininde,
ibadet yükümlülüğü açısından kadın ve erkek eşittir. Bazı ibadetler
için, ön şart olarak, ferdin fizikî ve hükmî kirlilikten temiz
bulunması istenmektedir. Aksi takdirde, yapılacak ibadet geçerli
olmamakta, hatta bu şarta uyulmayarak ibadet yapılması günah
sayılmaktadır. Ancak, namaz ibadetinin her çeşidi için bir engel
oluşturan kadınların özel hali, onların Allah'ı anmalarına, değişik
şekillerde tesbihat yapmalarına, Allah'a dua ve niyazda bulunmalarına
ve dinî sohbet dinlemelerine mâni bir durum teşkil etmemektedir.

Hükmî kirlilik açısından, kadın ve erkek farklılık arz etmektedir.
Erkeklerin abdestsiz ve cünüp olmaları hâli, hükmen kirlilik hâli
sayıldığından, bu hâlde iken namaz kılmaları yasaklanmıştır. Ne var ki,
erkeklerin bu hâlleri, abdest almak veya yıkanmakla son bulup, uzun
süreli devam etmediğinden, Müslüman erkekler, hükmî kirlilik sebebiyle,
hiçbir ibadetten muaf tutulmamışlardır.

Kadınlar, abdestsiz olma, cünüp bulunma ve sonuçları açısından,
erkeklerle aynı hükme tâbi olmakla birlikte, başka sebeplerle de hükmen
kirli sayılmaktadırlar. Bunlar; her ay gördükleri üç ila on gün devam
edebilen âdet ve doğum sonrasındaki, azamî kırk gün kadar sürebilen
nifas kanaması hâlidir. Bayanların bu durumlarda da, hükmen kirli
sayıldıkları, naslardan anlaşılan bir sonuç olarak tespit edilmiştir.

Özel günlerinde bulunan kadınlar, namaz ibadeti için gerekli olan hükmî
kirlilikten temiz bulunma şartını taşımadıklarından, bu hâllerde iken
kılacakları namaz sahîh değildir. Kadınlar, bu özel günlerinde
kılamadıkları namazlarını kaza etmekle yükümlü de değildirler.

*Ondokuz Mayıs Üniv. İlâhiyat Fak. Öğrt. Üyesi
ndalgin@yeniumit.com.tr

Dipnotlar
1. Geniş bilgi için bkz. Nihat Dalgın, Gündemdeki Tartışmalı Dinî Konular, İst. 2007.
2. Maide 5/6.
3. Teyemmüm yapmak için neden olabilecek durumlarla ilgili olarak bkz. İbn Kudâme, el-Muğni, I, 263 vd.
4. Buhârî, Vudu' 2; Müslim , Tahâre 2; Ahmed b. Hanbel, II, 308.
5. Buhârî, Vudu' 2; Müslim, Tahâre 1; Tirmizî, Tahâre 1.
6. Âyet için bkz. Mâide 5/6.
7. Mâide 5/6.
8. Mevsıli, a.g.e., I, 45.
9. Bkz. Bakara 2/222.
10. Bkz. Bakara 2/222.
11. Bkz. Şirbînî, Muhammed b. Ahmed el-Hatib, Muğni'l-muhtac, Darü'l-Fikr ts., I, 109.
12. Buradaki ifadeden, İbn Abbas ve Mücahid, hayız kanaması biten
bayanın yıkanması şeklinde anlamışlardır. Kelime hakkındaki görüşler
için bkz. Taberi, Muhammed Cerir, Câmiu'l-beyân, II, 386; Kurtubi,
el-Cami, III, 89; Zemahşeri, Keşşaf, I, 361. Nitekim, İslâm hukuk
ekollerinde benimsenen yaygın görüş de bu şekildedir. Bkz. İbn Kudâme
el-Makdisi, eş-Şerhu'l-Kebir, (İbn Kudâme, el-Muğni ile birlikte), I,
349.
13. Bkz. Mâide 5/6.
14. Bkz. Serahsî, Muhammed b. Ahmed b. Ebû Sehl, el-Mebsût, Beyrut ts.,
III, 152; Merğınânî, Ebû Bekir b. Abdulcelil, el-Hidaye Şerhu
Bidâyeti'l-mübtedi, el-Mektebetü'l-İslâmiyye ts., I, 31; İbn Kudâme,
el-Muğni, I, 348; Zürkani, Şerh ale'l-Muvatta, Beyrut 1978, I, 122.
15. Buhârî, Hayz 19,24; Vudu', 63; Müslim, Hayz 62; Malik, Muvatta,
Salât 37; Bu hadisi İbn Hıbban ve Hakim sahih olarak nitelemişlerdir.
Bkz. Sanâni, Sübülü's-selam, I, 163. Serahsî, bu konuda Hz.
Peygamber'den rivayet edilen; "kadınlar ömürlerinin yarısında oruç
tutmaz ve namaz kılmaz" şeklindeki hadisle amel etmektedir. Bkz.
el-Mebsût, III, 152. Ancak, birinci hadis, kendisinden hüküm çıkarma
açısından daha sağlıklıdır. Bkz. Zeylaî, Nasbu'r-raye I, 193, 203.
16. Bakara 2/ 222.
17. Bkz. Müslim, Îdeyn 10,11,12.
18. Farklı lafızlarla nakledilen rivayet için bkz. Ebû Davud, Tahâre 109.
19. Mâlik, Muvatta', Tahare 27; Zeylaî, rivayet hakkında olumsuz bir tenkitte bulunmamıştır. Nasbu'r-raye, I, 193
20. Buhârî, Hayz 20; Ebû Davud, Tahâre 104.
21. Müslim, Hayz 67.
22. Bkz. Zürkani, a.g.e., I, 122.
23. Müslim, Hayz 67 ; Ayrıca bkz. Mevsıli, a.g.e., , I,27; İbn Rüşd, a.g.e., I,78.
24. Dârimi, Menasik 11; Mevsıli, a.g.e.,I,30; İbn Hümam, Fethu'l-Kadir,
Beyrut ts., I,145,146.; Nevevi, Ebû Zekeriyya Muhyiddin b. Şeref,
el-Mecmu', Cidde ts., II, 535,536; İbn Kudâme, a.g.e., I,349.
25. Ebû Davud, Tahâre 119; Ahmed b. Hanbel, Müsned, VI, 304; Ayrıca
bkz. Azimabadi, Avnü'l-ma'bûd, Medine 1968, I, 502, 503; Bu rivayet
hadis tekniği açısından, senedi bakımından tenkit edilmişse de, birçok
alim, rivayetler bütün olarak ele alındığında, kuvvet kazanacağını
ifade etmişlerdir. Örneğin Nevevi ve San'ânî, bu gerekçelerle, nifas
halindeki bayanla ilgili, bu rivayetlere dayanılarak verilen hükümlerin
doğru olduğunu ifade etmişlerdir. Bkz. San'ânî, Sübülü's-selam, I, 174;
Zeylaî, Nasbu'r-raye, I, 204-206.
26. İbn Kudâme, a.g.e., I, 348.
27. Bu değerlendirmelere katılan bilginler için bkz. Meydani, el-Lübab
I,47; Sa'di Çelebi, Haşiye ale'l-Hidaye ( İbn Hümam, Fethu'l-Kadir ile
birlikte), I,146; İbn Kayyım el-Cevziyye, İ'lamü'l-Müvakkıin, II, 46.
28. Görüş ve delilleri için bkz. Y. Nuri Öztürk, Kur'ân'daki İslâm,
İst. 1994, s. 451-452; Hüseyin Atay, Kur'ân'a Göre Araştırmalar IV,
Ankara 1995, s. 151.
29. Atay, a.g.e., IV, 151.
30. Bkz. Taberi, Câmiu'l-beyân, II, 381; Kurtubi, a.g.e., III, 85;
Zemahşeri, Keşşaf, I, 361; Kastallani, İrşadü's-sari ila
Sahihi'l-Buhârî, Beyrut ts., I, 340; Nesefi, Tefsir, I, 111.
31. Nitekim sünnet verileri de bu iki kanın farklı olduğuna delildir.
Bkz. Müslim, Hayz 62, 63, 64; Uzun müddet kanama gören bayanın bile,
sağlığını riske atacak bir durum olmadığında namazını terketmeyeceği
ile ilgili değişik hadisler mevcuttur. Örnek olarak bkz. Abdurrezzak,
el-Musannef, Hayz, no.1173.
32. Buhârî, Hayz 19,24; Vudu', 63; Müslim, Hayz 62.
33. İbn Kudâme, a.g.e., I, 376 vd; Ayrıca, sürekli kanama gören/özürlü
bayan, diğer ibadetlerinde de, cünüp veya âdetli gibi değil, abdestsiz
kimse gibi muamele görmektedir. Bu açıdan da âdet ile özür kanının
birbirinden farklı olduğu görülmektedir. Bkz. Zürkani, a.g.e., I, 124.
34. Bakara 2/185.

Konu Asema tarafından (23-04-11 Saat 13:45 ) değiştirilmiştir. Sebep: Ard Arda Mesaj Yazılması
Asema isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Okunmamış 20-06-11, 06:37   #2 (permalink)
ÜYE
 
Üyelik tarihi: 16-05-11
Mesajlar: 109
Konular: 0
Tecrübe Puanı: 0
candan is an unknown quantity at this point
Standart

Sevgili Asema yazınızı okudum ,bilgilendirme için ALlah razı olsun ancak,bence atladığınız yerler olmuş .Sevgili Asema niyetim asla yazdıklarınızda kusur aramak değil ama söz konusu Kuran olunca ben derim ki Kur'anı kendisinden öğrenelim .Çünkü Allah Kur'anı anlayabilelim diye kolaylaştırmış ve açıkça anlatmıştır .Bunu da ayetleriyle bize duyurmuştur.
Sevgili Asema yazınızı okudum ,bilgilendirme için ALlah razı olsun ancak,bence atladığınız yerler olmuş .Sevgili Asema niyetim asla yazdıklarınızda kusur aramak değil ama söz konusu Kuran olunca ben derim ki Kur'anı kendisinden öğrenelim .Çünkü Allah Kur'anı anlayabilelim diye kolaylaştırmış ve açıkça anlatmıştır .Bunu da ayetleriyle bize duyurmuştur.
KAMER-17:/
Diyanet İşleri

Andolsun biz, Kur’an’ı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. Var mı düşünüp öğüt alan?

22,
Diyanet İşleri
:
Andolsun biz, Kur’an’ı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. Var mı düşünüp öğüt alan?

32,
Diyanet İşleri
:
Andolsun biz, Kur’an’ı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. Var mı düşünüp öğüt alan?

40]
İmam İskender Ali Mihr
:
Ve andolsun ki Biz, Kur'ân'ı zikir için kolaylaştırdık. Buna rağmen tezekkür eden (ibret alan) var mı?


(BAKARA/242): Düşünesiniz diye Allah size âyetlerini böyle açıklamaktadır.

EN’AM. 114 Diyanet İşleri:“Size Kitab’ı (Kur’an’ı) hak olarak indiren O iken ben Allah’tan başka bir hakem mi arayacağım?” (de). Kendilerine kitap verdiklerimiz de onun, Rabbin katından hak olarak indirilmiş olduğunu bilirler. O hâlde, sakın şüphecilerden olma.
Bununla ilgili kitabımızda daha birçok ayet var .

Öğreniyoruz ki Yaratıcı yarattıklarını boş bırakmamış ,herşeyi asıl kaynağından öğrenelim diye apaçık anlatmıştır.

Konumuza gelince ,sizin de belirttiğiniz gibi

Ey Muhammed! Sana kadınların ay başı halinden de soruyorlar. De ki: O bir eziyettir Onun için ay başı halinde oldukları zaman kadınlardan çekilin ve temizleninceye kadar onlara yaklaşmayın. İyice temizlendikleri zaman ise Allah'ın emrettiği yerden onlara varın, yaklaşın Şüphesiz ki Allah çok tövbe edenleri de sever, çok temizlenenleri de sever.BAKARA--222

Ayetiyle Yüce Allah bu günlerin bayanlar için eziyetli olduğunu yani onları hasta hükmünde olduklarını beyan etmiştir .

Şimdi kimler namaza yaklaşamaz bir de ona bakalım

Kuranda abdest ile alakali tahmini 2 ayet geçiyor4:43 - Ey iman edenler! Sarhoş iken ne söylediğinizi bilinceye kadar namaza yaklaşmayın. Cünüb iken de yolcu olanlar müstesna gusül edinceye kadar namaza yaklaşmayın. Eğer hasta olur, veya yolculukta bulunursanız veyahut biriniz abdest bozmaktan gelince veya cinsî münasebette bulunup, su da bulamazsanız o zaman tertemiz bir toprak ile teyemmüm edin. Niyetle yüzlerinize ve ellerinize sürün. Şüphesiz ki Allah çok affedicidir, çok bağışlayıcıdır.5:6 - Ey iman edenler! Namaz kılmaya kalktığınız zaman, yüzlerinizi ve dirseklere kadar ellerinizi yıkayın. Başlarınızı meshedin, iki topuğa kadar da ayaklarınızı yıkayın. Eğer cünüp iseniz temizlenin. Hasta iseniz, yahut yolculukta iseniz, yahut biriniz abdest bozmaktan gelmişse yahut kadınlara dokunmuşsanız, su da bulamamışsanız, temiz bir toprağa teyemmüm edin. Bunun için de yüzlerinizi ve ellerinizi o toprakla meshedin. Allah size bir güçlük çıkarmak istemiyor, fakat sizi temizlemek ve şükredesiniz diye de üzerinizdeki nimetini tamamlamak istiyor.

sarhoşken ne dediğini bilemeyecek durumda olanlar,cünup olanlar ve abdestsiz olanlar kılamazmış..

Abdests alması gerekenler de ayette açıkça anlatılmış.Hangi hallerde abdestin bozulduğu da anlatılmış...

Gelelim namaza..Yüce Allahım bayanların regl durumlarında ne yapmamaları gerektiğini açıklarken(cinsel ilişki) neden namaz da kılamazlar dememiş? Yasaklamamış da ondan ..

o ZAMAN NİÇİN NAMAZIMIZI KILAMIYORUZ ,KENDİMİZE YASAKLAR GETİRİP yÜCE ALLAHIMIZIN BİZDEN İSTEDİĞİ EN ÖNEMLİ İBADETLERDEN BİRRİSİNDEN KENDİMİZİ MAHRUM BIRAKIYORUZ ..

Kaç tane ayetinde Kuranı size açıkladık diye tekrar tekrar beynimize işlemeye çalışan Yüce ALlahın kitabının anlaşılamayacağını söyleyip de ,Allahın yasaklamadığı konularda yasak getirenler açıkça yanlıştadır .Bakın bu konuda Yüce ALlahımız ne diyor

MAİDE-87:

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2):Ey iman edenler! Allah'ın size helal kıldığı temiz şeyleri haram saymayın. Ve aşırı da gitmeyin. Çünkü Allah aşırı gidenleri sevmez.
Sevgili arkadaşlarım ben kendimce doğrıu bildiklerimi yazdım .Yüce ALlahım hepimizin de Kur'anı hakkıyla anlayabilmemizi ve hakkıyla uyabilmemizi nasip etsin inşaALlah .


Sevgiyle...
candan isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Okunmamış 09-12-11, 16:15   #3 (permalink)
ÜYE
 
Üyelik tarihi: 21-09-11
Mesajlar: 493
Konular: 13
Tecrübe Puanı: 0
kabaruu is an unknown quantity at this point
Standart

arkadaşlar ben bir bayan olarak özel günlerimin dengesi hakkında bazı anormallikler yaşıyorum mesela kabız lık çektiğimde bazen ıkınmam yüzünden ara kanamam oluyo o zaman özürlü sayılmıyormuyum. ibadetime namazıma devam edemiyormuyum. çok ağrılı adet oluyorum iki ayda bir acilde iğne yiyorum bu seferde adetimi azaltıp geciktiriyo bu yüzden 2 ay sonra nerdeyse 3 hafta adet oldum. kanım düştü.bipolar tedavisinin yanısıra doktor troidime baktırmamı istedi troid testi aç karnına mı yapılır bilmiyorum. en önemli öğrenmek istediğim ara kanamaları geçirince namaz kılamamı ara kanamam bi kesiliyo bi kesilmiyo kahve rengi yada kanla karışık oluyo sonra on kere gusul almış oluyorum bunun bi ölçüsü yokmudur.allah rızası için biri en doğrusunu söylesin çok yerde araştırdım ama umduğum cevabı alamadım.

bilen bi arkadaş yok mu?

Konu kabaruu tarafından (09-12-11 Saat 22:29 ) değiştirilmiştir. Sebep: Ard Arda Mesaj Yazılması
kabaruu isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Okunmamış 10-12-11, 07:25   #4 (permalink)
 
Üyelik tarihi: 02-07-11
Mesajlar: 2.288
Konular: 51
Tecrübe Puanı: 0
ceydayalcin is an unknown quantity at this point
Standart

bir bayan olarak bir çok kişinin okuduğu bu sayfaya en özel hallerinizi yazacağınıza niçin özelden msj yazmadınız yada bir hoca hanıma sormadınız ya da diyanet işlerini arayıp fetva almadınız da burada bu şekilde alenen yazdınız çok şaşırdım açıkçası üstelik deiçim kalktı yani !
__________________
çekemeyenler anten taksın..
ceydayalcin isimli Üye şuanda  online konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Okunmamış 10-12-11, 08:50   #5 (permalink)
ÜYE
 
Üyelik tarihi: 22-05-11
Mesajlar: 281
Konular: 1
Tecrübe Puanı: 0
fatoss is an unknown quantity at this point
Standart

Alıntı:
kabaruu Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
arkadaşlar ben bir bayan olarak özel günlerimin dengesi hakkında bazı anormallikler yaşıyorum mesela kabız lık çektiğimde bazen ıkınmam yüzünden ara kanamam oluyo o zaman özürlü sayılmıyormuyum. ibadetime namazıma devam edemiyormuyum. çok ağrılı adet oluyorum iki ayda bir acilde iğne yiyorum bu seferde adetimi azaltıp geciktiriyo bu yüzden 2 ay sonra nerdeyse 3 hafta adet oldum. kanım düştü.bipolar tedavisinin yanısıra doktor troidime baktırmamı istedi troid testi aç karnına mı yapılır bilmiyorum. en önemli öğrenmek istediğim ara kanamaları geçirince namaz kılamamı ara kanamam bi kesiliyo bi kesilmiyo kahve rengi yada kanla karışık oluyo sonra on kere gusul almış oluyorum bunun bi ölçüsü yokmudur.allah rızası için biri en doğrusunu söylesin çok yerde araştırdım ama umduğum cevabı alamadım.

bilen bi arkadaş yok mu?
bu kisim acikliyor senin sorununu galiba:

"Allah Resulü, kendisine gelerek, devamlı kanama geçirdiğini,
temizlenemediğini ifade eden ve bu durumda namazları terk etmem gerekir
mi diye soran Fatıma binti Ebi Hubeyş'e; Hayır, bu anlattığın hayız
kanaması değil, bir başka sebepten gelen kan sızıntısıdır. Hayız
kanaması gördüğün zaman, namazı bırak ve hayız hâlin sona erince, kanı
temizleyerek guslet ve namaz kıl."15 demiştir. Görüldüğü gibi, âdet
kanamasının yaşandığı günlerde, namazın bırakılması, bitiminde ise,
yıkandıktan sonra namazın kılınması emredilmektedir. Birisi âyet,
diğeri sünnet nassı ile, cünüplük16 ve âdet kanaması sonrasında
yıkanmanın gerekli olması, her iki durumun "hükmî kirlilik" noktasında
birbirine benzediğini göstermektedir.
fatoss isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Okunmamış 10-12-11, 15:14   #6 (permalink)
ÜYE
 
Üyelik tarihi: 21-09-11
Mesajlar: 493
Konular: 13
Tecrübe Puanı: 0
kabaruu is an unknown quantity at this point
Standart

bayanlarda büyük sorun oluşturuyo ibadet konusunda şeytana vesvese malzemesi o yüzden hem bu forumda asıl adımı adresimi vs bilgilerim olmadığı için yüzyüze görüştüğüm hiçbir üye olmadığı için rahatım. sanırım cevabımı aldım sağol fatoş yine gidicem doktora troidime de baktırıcam artık neyse çıksın ortaya insanın nedenini bilmediği hastalıklarla uğraşması zor hele ki ibadetine turp suyu sıkıyorsa bu hastalıklar.üstünde araştırma yapılmasa hadi yaptırayım dicemde ultrasona bi kova su içim gidip bişey çıkmaması sonucu yine aynı belirtileri yaşamak işkence gibi bi hafız 3 gün sürer üçgün sonra ibadet et dedi ama içime kurt düştü çünkü kimi normal haller 10 güne kadar da çıkabiliyor.hafız doktor gibi bilemez ki ki bende 2 ayda bir karın ağrısından acillik olunca iyicene ortaya karışık salata oluyor ne adam gibi devam eden dua uygulaması yapabiliyorum. ruhani varlıklar rahatsız eder belki diye fazla esma da çekemiyorum.
kabaruu isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Powered by vBulletin® Version kapalı
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.

Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 10:10.

Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir.5651 sayılı yasaya göre bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. 5651 sayılı yasaya göre sitemiz mesajları kontrolle yükümlü olmayıp,yasal olmayan bir paylaşım olduğunu düşünüyorsanız iletişim bölümünden bize ulaşabilirsiniz.