Go Back   Gizli İlimler Alemi,Büyü Yapma,Aşk Büyüsü Nasıl Yapılır,Büyü Nedir > İSLAM DİNİ > İslamın Şartları > Namaz

Yeni Konu aç  Cevapla
LinkBack Seçenekler Stil
Okunmamış 09-02-13, 16:53   #1 (permalink)
ÜYE
 
Üyelik tarihi: 06-03-11
Mesajlar: 428
Konular: 95
Tecrübe Puanı: 0
havasmeraklisi is an unknown quantity at this point
Standart Sehiv Secdesi Ne Zaman ve Nasıl Yapılır?

medyum dolunay
Sehiv Secdesi Ne Zaman ve Nasıl Yapılır?

Secde, alnı yere koyma; aşırı saygı gösterme; sehiv, dalma, gaflet etme, bilmeyerek terk etme demektir. Sehiv secdesi ise, yanılmak suretiyle namazın rükünlerinden birisini geciktirme veya bir vacibi terk ya da geciktirme halinde, namazın sonunda yapılması gereken iki secde demektir. Bir rüknün tehiri veya bir vacibin terk yahut tehiri halinde son oturuşta yalnız Tahiyyat okunduktan sonra iki tarafa selâm verilir, daha sonra "Allahu ekber" denilerek secdeye varılıp, üç kere "Sübhane Rabbiyel a'lâ" okunur; sonra "Allahu ekber" denilerek oturulur, bir tesbih miktarı celseden sonra yeniden "Allahu ekber" diye, ikinci secdeye varılır; yine üç defa "Sübhane Rabbiyel-a'lâ" okunduktan sonra "Allahu ekber" denilerek oturulur. Tahiyyat, Allahümme salli ve Allahümme barik ve Rabbenâ âtinâ duaları okunduktan sonra önce sağ tarafa, sonra da sol tarafa selâm verilir. Yalnız sağ tarafa selâm verildikten sonra sehiv secdelerinin yapılması daha faziletli ve ihtiyata daha uygundur. Nitekim cemaatla kılınan namazlarda cemaatin yanlışlıkla dağılmasına meydan vermemek için, yalnız sağ tarafa selâmdan sonra sehiv secdelerinin yapılması gerekli görülmüştür. Hanefilerin sağlam görülen görüşüne göre sehiv secdesi vacib, genel olarak diğer mezheplere göre ise sünnettir (İbnül-Hümâm, Fethul-Kadîr, Mısır 1316/1898, I, 355, 374; el-Kâsânî, Bedâyiu's-Sanâyi', Beyrut 1394/1974, I,163-179; el-Meydânî, el-Lübâb, İstanbul t.y., I, 95 vd.; ez-Zühaylî, el-Fıkhul-İslâmî ve Edilletüh, Dımaşk 1405/1985, I, 87 vd.). Hanefilerin bu konuda dayandığı delil, Abdullah b. Mes'ud (r.a)'den nakledilen şu hadistir: "Sizden birisi namazında şüpheye düşerse, doğrusunu araştırsın ve namazını kanaatine göre tamamlasın, sonra selam verip sehiv secdesi yapsın, yani yanıldığı için iki secde daha yapsın " (Buhârî, Salat, 31; Müslim, Mesâcid, 88, 89; Ebû Dâvud, Salât, 190, 191, 193; Nesâî, Sehv, 24, 25; İbn Mâce, İkâme, 132, 133; Mâlik, Muvatta', Nidâ, 61-63; Ahmed b. Hanbel, I, 190, 193, 204-206). Ebû Saîd el-Hudrî (r.a) de Allah elçisinin şöyle buyurduğunu nakleder: "Sizden biri namazı üç rek'at mı yoksa dört rek'at mı kıldığında şüpheye düşerse, şüphesini atsın ve kesin olarak bildiği ne ise, onun üzerinden namazı tamamlasın. Selâm vermeden önce de iki secde yapsın. Eğer beş kılmış ise, bu secdeler namazına şefaatçi olur, tam kılmış durumda ise, bu iki secde şeytanın kendisinden uzaklaşmasına vesile olur" (Buhârî, Sehv, 6, 7; Müslim, Salât, 19, 20; Ahmed b. Hanbel, III, 12, 37, 42). Hz. Peygamber ile Ashab-ı kiramın gerektiği durumda sehiv secdesi yapmaları bu secdenin vacib olduğunu gösterir. Haccın vaciblerinden birisinin eksik kalması halinde, bunu telâfi için kurban kesilmesi gibi, sehiv secdesi de, namazdaki eksiklerin tamamlanması için vacib kılınmıştır. Hanefilere göre; Namaz kılan kişi bu secdeyi terketmekle günahkâr olur, fakat namazı fasit olmaz. Çünkü sehiv secdesi kaybolmuş bir şeyin tazminidir. Bir şeyin tazmini ise ancak vacib olur. Sehiv secdesi, teşehhüdü okumak ve selâm vermek gibi vacib olan işlerin yapılmasından doğan günahı kaldırır, fakat bir rükün olan, meselâ bir rükuu yapmamaktan doğan eksikliği kaldırmaz. Sehiv secdesi imama ve tek başına namaz kılana vacibtir. İmama uyan kişi namazında yanılırsa onun üzerine sehiv secdesi vacib olmaz. Eğer İmam yanılmışsa cemaatin ona uyması vacib olur. Eğer imama uyan kişi müdrik veya mesbuk ise, onun da imamın sehiv secdesine katılması gerekir. Eğer imam sehiv secdesini yapmazsa bu secde cemaatten de düşer. Çünkü cemaatin imama uyması gerekir. Fakat mesbuk, yalnız secdelerde imama uyar, selâmda ona uymaz (bk. "Müdrik"; "Mesbûk", "Lâhik" mad.). Sehiv secdesi vakit namazı kılmaya elverişli olduğu zamanlarda ve durumlarda vacibtir. Meselâ; sabah namazını kılarken selâm verdikten sonra güneş doğsa veya ikindi namazında güneşin ufuktaki kırmızılığı iyice ortaya çıksa bu kimseden sehiv secdesi düşer. Cuma ve bayram namazlarında kalabalık bir cemaat varsa karışıklığa meydan verilmemesi için sehiv secdesinin terkedilmesi daha uygun görülmüştür. Bir kimse sehiv secdesini yaparken yanılsa, ayrıca bir sehiv secdesi daha yapması gerekmez. Farz, vacib veya sünnet bir namazın kendi içinde kıyam, kıraat, rükû ve secde gibi farzları; Fâtiha, süre ilâvesi, tertibe uymak gibi vacibleri; oturuşlarda Allahümme Salli-Allahümme bârik duaları gibi sünnetleri vardır. Bunlara tam olarak riayet edilince eksiksiz namaz kılınmış olur. Herhangi bir namazda bir farzın kasten veya yanılarak terk edilmesi o namazın iadesini gerektirir. Bu büyük eksikliği tamamlamak için sehiv secdeleri yeterli olmaz. Bir vacibin kasten terk veya tehiri ise kötü bir iş olup, bundan dolayı sehiv secdesi gerekmezse de; böyle bir namazı yeniden kılmak daha uygundur. Bir vacibin yanılarak terk veya tehir edilmesi ise sehiv secdelerini gerektirir. Bu yolla o eksiklik telâfi edilmiş olur. Bir sünnetin kasten veya yanılarak terki ise sehiv secdesini gerektirmez, fakat böyle bir hareket bir kusurdur, sevap ve faziletten mahrum kalmaya sebep olur. Sehiv secdesinin sebepleri şunlardır: 1) Kasten yapılan işlerden dolayı üç yerde sehiv secdesi yapmak gerekir. İlk oturuşu terketmek yahut birinci rekâttan bir secdeyi namazın sonuna bırakmak yahut da bir rükün eda edecek kadar bir süre tefekküre dalarak bir şey yapmamak. 2) Namazın vaciblerinden birini yanılarak terketmekle sehiv secdesi gerekir. Bu da ya o vacibi terketmek, geri bırakmak, öne almak, namaza bir şey eklemek veya bir şeyi eksiltmek şekillerinde ortaya çıkabilir. Terk veya tehir halinde sehiv secdesini gerektiren bu vacibler on bir tanedir. Bunlardan altı tanesi aslî olup şunlardır: a) Farz namazların ilk iki rek'atında Fâtiha süresinin tamamını veya çoğunu terketmek. b) Farz namazların ilk iki rek'atında Fâtiha'dan sonra üç kısa âyet veya uzun bir âyet okumayı terketmek. c) Namazlarda açıktan veya gizli okuma esasına uymamak. İmamın akşam namazında gizli, öğle namazında açıktan okuması gibi, namazı yalnız kılan kimse de aynı hükme tabi olur. Bu durumda namazın sonunda sehiv secdesi yapılarak bu eksiklik giderilir. Gizli okunacak yerde Fâtiha'nın çoğu açık okunsa geri kalanı gizli okunur. Bunun aksine açık okunacak bir namazda Fâtiha'nın bir bölümü gizli okunsa, yeni baştan açıktan okunması gerekir. Böylece, açık ve gizli okuyuş, tek namazda birleşmemiş olur. Başka bir görüşe göre, yeniden başlamak gerekmez, yanlışlıkla sessiz okuduğu anlaşılınca, geri kalan kısım sesli okunmakla yetinilir. d) Üç veya dört rekatlı namazların ilk oturuşunda teşehhüdü terketmek. e) Son oturuşta teşehhüdü terketmek, f) Bir rekâtın içinde tekrarlanması gereken bir işi yapmakta sırayı gözetmemek. Bu fiil her rekâtın ikinci secdesidir. Meselâ; bir kimse, bir rekâtta ilk secdeden sonra yanılarak sonraki rekâta kalkar ve o rekâtı iki secdesi ile yerine getirdikten sonra, namazın sonunda terkettiği bu secdeyi hatırlayıp, o secdeyi de yerine getirse, sıraya uymadığından dolayı bu kimseye sehiv secdesi yapmak vacib olur. g) İftitah tekbirinden sonra rükuya gidip, yanıldığını anlayarak geri dönüp Fâtiha ve ilâve süre okuyan kimse, rükuu yeniler, tertibe riayet etmediği için de sehiv secdesi yapar. Bunun gibi tilâvet secdesini yerinde yapmayıp terk etmek de sehiv secdesini gerektirir. Diğer yandan ayakta duracak yerde oturmak, oturacak yerde ayağa kalkmak durumlarında olduğu gibi bir farzın yerini değiştirmek veya tehir etmek de sehiv secdesini gerektirir. h) Rükû ve secdede ta'dili erkânı terketmek. Sahih görülen görüşe göre, yanılarak ta'dili erkânı terkeden kimsenin sehiv secdesi yapması vacib olur. i) Farz namazlarda kıraatin yerini değiştirmek. Meselâ; ilâve süreden sonra Fâtiha okumak veya dört rekâtlı namazların son iki rekâtında süre okumak gibi durumlarda sehiv secdesi yapmak gerekir. j) Vitir namazının kunutunu terketmek. Bu da kunutu okumadan rükûya varmakla gerçekleşir. Kunutu terk eden kimse sehiv secdesi yapar. k) Kunut tekbirini terketmek I) Bayram tekbirlerinin tamamını veya bir bölümünü terketmek, yahut bayram namazının ikinci rekâtının rükû tekbirini terketmek gibi durumlarda da sehiv secdesi yapmak gerekir. Çünkü bunlar vacib tekbirlerdir. Birinci rekâtın rükû tekbiri böyle değildir. 3) Namaza, namaz cinsinden olmayan bir şeyi ilâve etmek. İki kere rükû etmek gibi. Bu durumda namazın sonunda sehiv secdesi gerekir. 4) Yanılarak terkedilen fiile geri dönmek: Bir kimse yanılarak birinci oturuşu yapmasa, sonra bu durumu hatırlasa bakılır; eğer oturma haline daha yakın ise, geri döner ve oturup teşehhütte bulunur. Eğer ayakta durma haline daha yakın ise, geri dönmez, namazın sonunda sehiv secdesi yapar. Son oturuşu yanılarak terkedip beşinci rekâta kalkan kimse, beşinci rekâtın secdesini yapmamışsa geri döner ve oturur, sonunda da sehiv secdesi yapar. Eğer bu kimse, beşinci rekâtın secdesini yapmışsa farzı bâtıl olur ve kıldığı namaz nâfileye dönüşür. Böyle bir kimsenin bu namazı altıya tamamlaması menduptur. Bu hüküm Ebû Hanîfe ile İmam Muhammed'e göredir. Eğer son oturuşta teşehhüt miktarı oturduktan sonra yanılarak ayağa kalkarsa, bu oturuşu birinci oturuş sanarak selâm vermemişse bakılır: Beşinci rekâtın secdesini yapmadıysa tekrar oturur. Eğer beşinci rekâtın secdesini yapmışsa müstehap olarak bu namaza bir rekât daha ilâve eder. Bu kimsenin kıldığı farz namaz tamam olur. Çünkü son oturuş, kendi mahallinde olmuştur. Fazla olarak kılınan iki rekât ise, bu kimse için nafile hükmünde olmuş olur. 5) Namazda rekât sayısında şüphelenmek: Bir kimse namazında şüphelenerek üç mü yoksa dört mü kıldığını hatırlamasa, eğer yanılma olayı bu kişinin başına ilk defa gelmişse, yani bu gibi şüphelenmeler o kişide devamlı bir âdet hâline gelmemişse namazını yeniden kılmalıdır. Bunu yeniden kılmak için oturarak selâm vermesi daha uygundur. Çünkü Allah elçisi; Sizden biri namazında kaç rekât kıldığı hususunda şüpheye düşerse namazını yeniden kılsın " (Zeylaî, bu hadis için "garib" demiştir. bk. Nasbu'r-Râye, II, 173) buyurmuştur. Eğer böyle bir kimseye çoğu kez şüphelenme durumu geliyorsa, galip olan kanaatine göre namazına devam eder. Üç veya dört rekâttan hangisi hakkındaki kanaatı ağır basıyorsa o tarafı tercih eder. Çünkü sık sık vesveseye düşen kimsenin namazını yeniden kılmasında güçlükler vardır. Hz. Peygamber (s.a.s) bu konuda şöyle buyurmuştur: "Sizden biri şüphelendiği zaman doğruyu araştırsın ve namazını tamamlasın " (Buhârî, Salât, 31; Müslim, Mesâcid, 88, 89, Ebû Davud, Salât, 190, 191, 193; Nesâi, Sehv, 24, 25) Namazda şüphelenip, kaç rekât kıldığı hususunda kesin bir kanaata varamayan kimse en az rekâtı esas alarak namazına devam eder. Çünkü en azı hakkındaki bilgi kesindir. Böyle bir kimse oturması lâzım geldiğine kanaat getirdiği her yerde oturmalıdır. Böylece farz veya vacib olan bir oturuşu terketmemiş olur. Meselâ; dört rekâtlı bir namazda, kılmakta olduğu rekâtın birinci mi, yoksa ikinci mi olduğu hususunda şüphe eden kimse araştırmasına göre amel eder. Eğer araştırması bir sonuç vermezse en az olan bir rekatı esas alarak namaza devam eder. Ancak bunun ikinci rekâtında oturmak vaciptir. Sonra kalkıp bir rekât daha kılar ve oturur. Bu konuda delil Allah elçisinin şu hadisidir: "Sizden biri namazında şüphe eder, üç mü yoksa dört mü kıldığını bilemezse, şüpheyi atsın ve en az rekâtı esas alarak namazına devam etsin " (Zeylaî, Nasbü'r-Râye, II, 174). Bir kimse namazda iki defa veya daha fazla yanılırsa, hepsi için namazın sonunda bir tek sehiv secdesi (iki secde) yapması yeterlidir. Çünkü Rasûlüllah (s.a.s) şöyle buyurmuştur: "Sizden biri yanıldığı zaman iki defa secde etsin " (İbn Mâce, İkâme, 129). Bu hadis iki kere yanılmayı da kapsamaktadır. Diğer yandan bu son hadis, rukûlu ve secdeli olan bütün vacib, sünnet ve diğer nafile namazlardaki yanılmaları da kapsamına almaktadır. Tek başına namaz kılanın açıktan veya gizlice okumasından dolayı zâhiru'r-rivâye'ye göre, sehiv secdesi gerekmez. Ancak gizlice okunacak yerde, meselâ; öğle namazında açıktan okuması kasta dayanıyorsa kötü bir iş sayılır. Tek başına namaz kılanın gündüz kılacağı nâfile namazlarında açıktan kıraatta bulunması mekruhtur. İmam, meselâ sabah namazında Fâtiha'yı yanılarak gizlice okuyup, sonra hatırlasa, ilâve edeceği süreyi açıktan okur, Fâtiha'yı yeniden okumaz. Dört veya üç rekâtlı farz veya vitir namazlarında birinci oturuşta, Tahiyyat okunduktan sonra, yanılarak "Allahümme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed" denilmesi ve Ebû Hanîfe'den bir rivayete göre bu Tahiyyattan sonra bir harf bile ziyade edilmesi sehiv secdelerini gerektirir. Fakat son oturuşlarda Tahiyyattan sonra Kuran okunması, dua edilmesi, sehiv secdelerini gerektirmez. Çünkü son oturuş dua ve senâ mahallidir. Kuran ise dua ve senâyı içine alır. İmam yanıldığı zaman, yanıldığını hatırlatmak konusunda, Allah elçisi şöyle buyurmuştur: "Erkeklerin sübhanellah demesi, kadınların ise el çırpması gerekir" (eş-Şevkani, Nehyül-Evtâr, II, 320 vd.) İmam Şafii de Ahmed b. Hanbele göre, sehiv secdeleri iki tarafa selâm verilmeden yapılmalıdır. İmam Mâlike göre ise, secde namaza bir ilâve yüzünden yapılacaksa bunun selâmdan sonra; bir eksiklik yüzünden ise selâmdan önce yapılmalıdır. alintidir.


Destek ve Emeğimiz İçin Lütfen Paylaşın:
havasmeraklisi isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
aşk büyüsü yapma
Okunmamış 10-02-13, 11:41   #2 (permalink)
ÜYE
 
Üyelik tarihi: 26-12-11
Mesajlar: 64
Konular: 1
Tecrübe Puanı: 0
nazar11 is an unknown quantity at this point
Standart

Güzel bilgiler Allah raz1 olsun .Lakin zor ukunyor. düzenledim kusuruma bakmazsaniz..



Sehiv Secdesi Ne Zaman ve Nasıl Yapılır?



Secde, alnı yere koyma; aşırı saygıgösterme;

sehiv, dalma, gaflet etme, bilmeyerek terketme demektir.

Sehiv secdesi ise, yanılmak suretiyle namazınrükünlerinden birisini geciktirme veya bir vacibi terk ya da geciktirmehalinde, namazın sonunda yapılması gereken iki secde demektir.

Bir rüknün tehiri veya bir vacibin terk yahuttehiri halinde son oturuşta yalnız Tahiyyat okunduktan sonra iki tarafa selâmverilir, daha sonra "Allahu ekber" denilerek secdeye varılıp, üç kere"Sübhane Rabbiyel a'lâ" okunur; sonra "Allahu ekber"denilerek oturulur, bir tesbih miktarı celseden sonra yeniden "Allahu ekber"diye, ikinci secdeye varılır; yine üç defa "Sübhane Rabbiyel-a'lâ"okunduktan sonra "Allahu ekber" denilerek oturulur.

Tahiyyat, Allahümme salli ve Allahümme barikve Rabbenâ âtinâ duaları okunduktan sonra önce sağ tarafa, sonra da sol tarafaselâm verilir.

Yalnız sağ tarafa selâm verildikten sonrasehiv secdelerinin yapılması daha faziletli ve ihtiyata daha uygundur.

Nitekim cemaatla kılınan namazlarda cemaatinyanlışlıkla dağılmasına meydan vermemek için, yalnız sağ tarafa selâmdan sonrasehiv secdelerinin yapılması gerekli görülmüştür.

Hanefilerin sağlam görülen görüşüne göre sehivsecdesi vacib, genel olarak diğer mezheplere göre ise sünnettir

(İbnül-Hümâm, Fethul-Kadîr, Mısır 1316/1898,I, 355, 374; el-Kâsânî, Bedâyiu's-Sanâyi', Beyrut 1394/1974, I,163-179;el-Meydânî, el-Lübâb, İstanbul t.y., I, 95 vd.; ez-Zühaylî, el-Fıkhul-İslâmî veEdilletüh, Dımaşk 1405/1985, I, 87 vd.).

Hanefilerin bu konuda dayandığı delil,Abdullah b. Mes'ud (r.a)'den nakledilen şu hadistir: "Sizden birisinamazında şüpheye düşerse, doğrusunu araştırsın ve namazını kanaatine göretamamlasın, sonra selam verip sehiv secdesi yapsın, yani yanıldığı için ikisecde daha yapsın.

" (Buhârî, Salat, 31; Müslim, Mesâcid,88, 89; Ebû Dâvud, Salât, 190, 191, 193; Nesâî, Sehv, 24, 25; İbn Mâce, İkâme,132, 133; Mâlik, Muvatta', Nidâ, 61-63; Ahmed b. Hanbel, I, 190, 193, 204-206).

Ebû Saîd el-Hudrî (r.a) de Allah elçisininşöyle buyurduğunu nakleder: "Sizden biri namazı üç rek'at mı yoksa dörtrek'at mı kıldığında şüpheye düşerse, şüphesini atsın ve kesin olarak bildiğine ise, onun üzerinden namazı tamamlasın.

Selâm vermeden önce de iki secde yapsın. Eğerbeş kılmış ise, bu secdeler namazına şefaatçi olur, tam kılmış durumda ise, buiki secde şeytanın kendisinden uzaklaşmasına vesile olur"

(Buhârî, Sehv, 6, 7; Müslim, Salât, 19, 20;Ahmed b. Hanbel, III, 12, 37, 42).

Hz. Peygamber ile Ashab-ı kiramın gerektiğidurumda sehiv secdesi yapmaları bu secdenin vacib olduğunu gösterir.

Haccınvaciblerinden birisinin eksik kalması halinde, bunu telâfi için kurbankesilmesi gibi, sehiv secdesi de, namazdaki eksiklerin tamamlanması için vacib kılınmıştır.

Hanefilere göre; Namaz kılan kişi bu secdeyi terketmekle günahkârolur, fakat namazı fasit olmaz. Çünkü sehiv secdesi kaybolmuş bir şeyintazminidir.

Bir şeyin tazmini ise ancak vacib olur. Sehivsecdesi, teşehhüdü okumak ve selâm vermek gibi vacib olan işlerin yapılmasındandoğan günahı kaldırır, fakat bir rükün olan, meselâ bir rükuu yapmamaktan doğaneksikliği kaldırmaz. Sehiv secdesi imama ve tek başına namaz kılana vacibtir.

İmama uyan kişi namazında yanılırsa onunüzerine sehiv secdesi vacib olmaz.

Eğer İmam yanılmışsa cemaatin ona uyması vacibolur. Eğer imama uyan kişi müdrik veya mesbuk ise, onun da imamın sehivsecdesine katılması gerekir.

Eğer imam sehiv secdesini yapmazsa bu secdecemaatten de düşer. Çünkü cemaatin imama uyması gerekir. Fakat mesbuk, yalnızsecdelerde imama uyar, selâmda ona uymaz

(bk."Müdrik"; "Mesbûk", "Lâhik" mad.).

Sehiv secdesi vakit namazı kılmaya elverişliolduğu zamanlarda ve durumlarda vacibtir. Meselâ; sabah namazını kılarken selâmverdikten sonra güneş doğsa veya ikindi namazında güneşin ufuktaki kırmızılığıiyice ortaya çıksa bu kimseden sehiv secdesi düşer. Cuma ve bayram namazlarındakalabalık bir cemaat varsa karışıklığa meydan verilmemesi için sehiv secdesininterkedilmesi daha uygun görülmüştür.

Bir kimse sehiv secdesini yaparken yanılsa,ayrıca bir sehiv secdesi daha yapması gerekmez. Farz, vacib veya sünnet birnamazın kendi içinde kıyam, kıraat, rükû ve secde gibi farzları; Fâtiha, süreilâvesi, tertibe uymak gibi vacibleri; oturuşlarda Allahümme Salli-Allahümmebârik duaları gibi sünnetleri vardır. Bunlara tam olarak riayet edilinceeksiksiz namaz kılınmış olur.

Herhangi bir namazda bir farzın kasten veya yanılarak terk edilmesi o namazın iadesinigerektirir. Bu büyük eksikliği tamamlamak için sehiv secdeleri yeterli olmaz.Bir vacibin kasten terk veya tehiri ise kötü bir iş olup, bundan dolayı sehivsecdesi gerekmezse de; böyle bir namazı yeniden kılmak daha uygundur.

Bir vacibin yanılarak terk veya tehir edilmesi ise sehiv secdelerini gerektirir.

Buyolla o eksiklik telâfi edilmiş olur. Bir sünnetin kasten veya yanılarak terkiise sehiv secdesini gerektirmez, fakat böyle bir hareket bir kusurdur, sevap vefaziletten mahrum kalmaya sebep olur.

Sehiv secdesinin sebepleri şunlardır:

1) Kasten yapılan işlerden dolayı üç yerdesehiv secdesi yapmak gerekir. İlk oturuşu terketmek yahut birinci rekâttan birsecdeyi namazın sonuna bırakmak yahut da bir rükün eda edecek kadar bir süretefekküre dalarak bir şey yapmamak.

2) Namazın vaciblerinden birini yanılarakterketmekle sehiv secdesi gerekir. Bu da ya o vacibi terketmek, geri bırakmak,öne almak, namaza bir şey eklemek veya bir şeyi eksiltmek şekillerinde ortayaçıkabilir. Terk veya tehir halinde sehiv secdesini gerektiren bu vacibler onbir tanedir.

Bunlardan altı tanesi aslî olup şunlardır:

a) Farz namazların ilk iki rek'atında Fâtihasüresinin tamamını veya çoğunu terketmek.

b) Farz namazların ilk iki rek'atında Fâtiha'dansonra üç kısa âyet veya uzun bir âyet okumayı terketmek.

c) Namazlarda açıktan veya gizli okuma esasınauymamak. İmamın akşam namazında gizli, öğle namazında açıktan okuması gibi,namazı yalnız kılan kimse de aynı hükme tabi olur. Bu durumda namazın sonundasehiv secdesi yapılarak bu eksiklik giderilir. Gizli okunacak yerde Fâtiha'nınçoğu açık okunsa geri kalanı gizli okunur.

Bunun aksine açık okunacak bir namazdaFâtiha'nın bir bölümü gizli okunsa, yeni baştan açıktan okunması gerekir.

Böylece, açık ve gizli okuyuş, tek namazdabirleşmemiş olur. Başka bir görüşe göre, yeniden başlamak gerekmez, yanlışlıklasessiz okuduğu anlaşılınca, geri kalan kısım sesli okunmakla yetinilir.

d) Üç veya dört rekatlı namazların ilkoturuşunda teşehhüdü terketmek.

e) Son oturuşta teşehhüdü terketmek,

f) Bir rekâtın içinde tekrarlanması gerekenbir işi yapmakta sırayı gözetmemek. Bu fiil her rekâtın ikinci secdesidir.Meselâ; bir kimse, bir rekâtta ilk secdeden sonra yanılarak sonraki rekâtakalkar ve o rekâtı iki secdesi ile yerine getirdikten sonra, namazın sonundaterkettiği bu secdeyi hatırlayıp, o secdeyi de yerine getirse, sırayauymadığından dolayı bu kimseye sehiv secdesi yapmak vacib olur.

g)İftitah tekbirinden sonra rükuya gidip, yanıldığını anlayarak geri dönüp Fâtihave ilâve süre okuyan kimse, rükuu yeniler, tertibe riayet etmediği için desehiv secdesi yapar. Bunun gibi tilâvet secdesini yerinde yapmayıp terk etmekde sehiv secdesini gerektirir. Diğer yandan ayakta duracak yerde oturmak,oturacak yerde ayağa kalkmak durumlarında olduğu gibi bir farzın yerinideğiştirmek veya tehir etmek de sehiv secdesini gerektirir.

h) Rükû ve secdede ta'dili erkânı terketmek.Sahih görülen görüşe göre, yanılarak ta'dili erkânı terkeden kimsenin sehivsecdesi yapması vacib olur.

i) Farz namazlarda kıraatin yerinideğiştirmek. Meselâ; ilâve süreden sonra Fâtiha okumak veya dört rekâtlınamazların son iki rekâtında süre okumak gibi durumlarda sehiv secdesi yapmakgerekir.

j) Vitir namazının kunutunu terketmek. Bu dakunutu okumadan rükûya varmakla gerçekleşir. Kunutu terk eden kimse sehivsecdesi yapar.

k) Kunut tekbirini terketmek

I) Bayram tekbirlerinin tamamını veya birbölümünü terketmek, yahut bayram namazının ikinci rekâtının rükû tekbiriniterketmek gibi durumlarda da sehiv secdesi yapmak gerekir. Çünkü bunlar vacibtekbirlerdir. Birinci rekâtın rükû tekbiri böyle değildir.

3) Namaza, namaz cinsinden olmayan bir şeyiilâve etmek. İki kere rükû etmek gibi. Bu durumda namazın sonunda sehiv secdesigerekir.

4) Yanılarak terkedilen fiile geri dönmek: Birkimse yanılarak birinci oturuşu yapmasa, sonra bu durumu hatırlasa bakılır;eğer oturma haline daha yakın ise, geri döner ve oturup teşehhütte bulunur.Eğer ayakta durma haline daha yakın ise, geri dönmez, namazın sonunda sehivsecdesi yapar. Son oturuşu yanılarak terkedip beşinci rekâta kalkan kimse,beşinci rekâtın secdesini yapmamışsa geri döner ve oturur, sonunda da sehivsecdesi yapar. Eğer bu kimse, beşinci rekâtın secdesini yapmışsa farzı bâtılolur ve kıldığı namaz nâfileye dönüşür. Böyle bir kimsenin bu namazı altıyatamamlaması menduptur. Bu hüküm Ebû Hanîfe ile İmam Muhammed'e göredir. Eğerson oturuşta teşehhüt miktarı oturduktan sonra yanılarak ayağa kalkarsa, buoturuşu birinci oturuş sanarak selâm vermemişse bakılır: Beşinci rekâtınsecdesini yapmadıysa tekrar oturur. Eğer beşinci rekâtın secdesini yapmışsamüstehap olarak bu namaza bir rekât daha ilâve eder. Bu kimsenin kıldığı farznamaz tamam olur. Çünkü son oturuş, kendi mahallinde olmuştur. Fazla olarakkılınan iki rekât ise, bu kimse için nafile hükmünde olmuş olur.

5) Namazda rekât sayısında şüphelenmek: Birkimse namazında şüphelenerek üç mü yoksa dört mü kıldığını hatırlamasa, eğeryanılma olayı bu kişinin başına ilk defa gelmişse, yani bu gibi şüphelenmeler okişide devamlı bir âdet hâline gelmemişse namazını yeniden kılmalıdır. Bunuyeniden kılmak için oturarak selâm vermesi daha uygundur. Çünkü Allah elçisi;Sizden biri namazında kaç rekât kıldığı hususunda şüpheye düşerse namazınıyeniden kılsın " (Zeylaî, bu hadis için "garib" demiştir. bk.Nasbu'r-Râye, II, 173) buyurmuştur.

Eğer böyle bir kimseye çoğu kez şüphelenmedurumu geliyorsa, galip olan kanaatine göre namazına devam eder. Üç veya dörtrekâttan hangisi hakkındaki kanaatı ağır basıyorsa o tarafı tercih eder. Çünküsık sık vesveseye düşen kimsenin namazını yeniden kılmasında güçlükler vardır.Hz. Peygamber (s.a.s) bu konuda şöyle buyurmuştur: "Sizden birişüphelendiği zaman doğruyu araştırsın ve namazını tamamlasın "

(Buhârî, Salât, 31; Müslim, Mesâcid, 88, 89,Ebû Davud, Salât, 190, 191, 193; Nesâi, Sehv, 24, 25)

Namazda şüphelenip, kaç rekât kıldığıhususunda kesin bir kanaata varamayan kimse en az rekâtı esas alarak namazınadevam eder. Çünkü en azı hakkındaki bilgi kesindir. Böyle bir kimse oturmasılâzım geldiğine kanaat getirdiği her yerde oturmalıdır. Böylece farz veya vacibolan bir oturuşu terketmemiş olur.

Meselâ; dört rekâtlı bir namazda, kılmaktaolduğu rekâtın birinci mi, yoksa ikinci mi olduğu hususunda şüphe eden kimsearaştırmasına göre amel eder. Eğer araştırması bir sonuç vermezse en az olanbir rekatı esas alarak namaza devam eder. Ancak bunun ikinci rekâtında oturmakvaciptir. Sonra kalkıp bir rekât daha kılar ve oturur.

Bu konuda delil Allah elçisinin şu hadisidir:"Sizden biri namazında şüphe eder, üç mü yoksa dört mü kıldığınıbilemezse, şüpheyi atsın ve en az rekâtı esas alarak namazına devam etsin" (Zeylaî, Nasbü'r-Râye, II, 174).

Bir kimse namazda iki defa veya daha fazlayanılırsa, hepsi için namazın sonunda bir tek sehiv secdesi (iki secde) yapmasıyeterlidir. Çünkü Rasûlüllah (s.a.s) şöyle buyurmuştur: "Sizden biriyanıldığı zaman iki defa secde etsin "

(İbn Mâce, İkâme, 129).

Bu hadis iki kere yanılmayı da kapsamaktadır.Diğer yandan bu son hadis, rukûlu ve secdeli olan bütün vacib, sünnet ve diğernafile namazlardaki yanılmaları da kapsamına almaktadır. Tek başına namazkılanın açıktan veya gizlice okumasından dolayı zâhiru'r-rivâye'ye göre, sehivsecdesi gerekmez. Ancak gizlice okunacak yerde, meselâ; öğle namazında açıktanokuması kasta dayanıyorsa kötü bir iş sayılır. Tek başına namaz kılanın gündüzkılacağı nâfile namazlarında açıktan kıraatta bulunması mekruhtur. İmam, meselâsabah namazında Fâtiha'yı yanılarak gizlice okuyup, sonra hatırlasa, ilâveedeceği süreyi açıktan okur, Fâtiha'yı yeniden okumaz. Dört veya üç rekâtlıfarz veya vitir namazlarında birinci oturuşta, Tahiyyat okunduktan sonra,yanılarak "Allahümme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed"denilmesi ve Ebû Hanîfe'den bir rivayete göre bu Tahiyyattan sonra bir harfbile ziyade edilmesi sehiv secdelerini gerektirir. Fakat son oturuşlardaTahiyyattan sonra Kuran okunması, dua edilmesi, sehiv secdelerini gerektirmez.

Çünkü son oturuş dua ve senâ mahallidir. Kuranise dua ve senâyı içine alır. İmam yanıldığı zaman, yanıldığını hatırlatmakkonusunda, Allah elçisi şöyle buyurmuştur: "Erkeklerin sübhanellah demesi,kadınların ise el çırpması gerekir"

(eş-Şevkani,Nehyül-Evtâr, II, 320 vd.)

İmam Şafii de Ahmed b. Hanbele göre, sehivsecdeleri iki tarafa selâm verilmeden yapılmalıdır. İmam Mâlike göre ise, secdenamaza bir ilâve yüzünden yapılacaksa bunun selâmdan sonra; bir eksiklikyüzünden ise selâmdan önce yapılmalıdır.

alintidir.
Destek ve Emeğimiz İçin Lütfen Paylaşın:
__________________
Gel bakalım ateşle nasıl oynanır göstereyim. Gör bakalım ateş mi seni yakar, sen mi ateşi?
Ş.Tebrizi.
nazar11 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Okunmamış 19-02-13, 23:10   #3 (permalink)
ÜYE
 
Üyelik tarihi: 06-03-11
Mesajlar: 428
Konular: 95
Tecrübe Puanı: 0
havasmeraklisi is an unknown quantity at this point
Standart

estagfirullah .Allah razi olsun elinize saglik
Destek ve Emeğimiz İçin Lütfen Paylaşın:
havasmeraklisi isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



ask
Powered by vBulletin® Version kapalı
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.

Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 23:14.

Desteklenen Siteler=>Kısmet Açma Duası| Büyü| bağlama büyüsü| aşk büyüsü nasıl yapılır
Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir.5651 sayılı yasaya göre bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. 5651 sayılı yasaya göre sitemiz mesajları kontrolle yükümlü olmayıp,yasal olmayan bir paylaşım olduğunu düşünüyorsanız iletişim bölümünden bize ulaşabilirsiniz.Haberler Haberler