Go Back   Gizli İlimler Alemi,Büyü Yapma,Aşk Büyüsü Nasıl Yapılır,Büyü Nedir > İSLAM DİNİ > Dini Bilgiler > Delilleriyle Aile İlmihali

Yeni Konu aç  Cevapla
LinkBack Seçenekler Stil
Okunmamış 01-12-10, 17:06   #1 (permalink)
YASAKLI
 
Üyelik tarihi: 11-11-10
Mesajlar: 2.084
Konular: 1549
Tecrübe Puanı: 0
ates is an unknown quantity at this point
Standart Mirasın Dayandığı Deliller

medyum olcay
Mirasın Dayandığı Deliller

Miras; kitap, sünnet ve icmâ delillerine dayanır. Miras konusunda icma (görüş birliği) bulunmadıkça kıyas veya içtihat yoluna gidilmez. Mirasla ilgili ayetler Medine döneminde Uhud gazvesinden (H.3/M. 625) sonra inmiştir. Cahiliye devrinde ve İslam'ın ilk döneminde ölen bir kimsenin mirası yalnız eli silah tutan erkek hısımlarına gider, kadınlar ve küçük çocuklar mirasçı olamazdı. Bu durum Hicretin üçüncü yılma kadar sürdü. Cabir İbn Abdillah'tan (Ö.74-78/693-697) nakledildiğine göre Sa'd İbnü'r-Rabî' (r.a.) Uhud'da şehit düşünce, erkek kardeşi tüm mirasına el koymuş, eşine ve iki yetim kızına bir şey bırakmamıştı. Sa'd (r.a.) Medine'nin sayılı zenginlerinden idi. Hicretten sonra Muhacirlerin Ensar'la kardeşleştirildiği sırada Abdurrahman İbn Avf (r.a.)'ı kardeş edinmiş ve servetinin yarısını muhacir kardeşine vermeyi teklif etmişti. Ancak Mekke-i Mükerreme'den ticaret tecrübesi olan Abdurrahman (r.a.) bu teklifi kabul etmemiş ve çarşının yolunu göstermesini istemişti. İşte bu Sa'd (r.a.)'ın karısı Allah'ın Rasulüne gelerek «Bu iki kızın babası Uhud'ta şehit oldu. Bunların amcası bütün malı aldı ve bu kızlara birşey vermedi. Bunlar ancak mal ile nikahlanır» dedi. Hz. Peygamber «Bu konuda Allah hüküm verir» buyurdu. Bunun üzerine en - Nisa Süresi'ndeki miras ayetleri indi. Allah'ın elçisi Sa'd'ın kardeşini çağırarak şöyle buyurdu»: «Sa'd'ın iki kızına üçte iki, annelerine sekizde bir ver. Geri kalan da (asabe sıfatıyla) sana aittir.» (Tirmizi, Feraiz, 3; İbn Mace, Feraiz, 2.) İşte İslam'da ilk miras taksimi bu olmuştur.
1) Kur'an'dan deliller: İslam'ın miras esasları Nisâ ve Enfâl surelerinde toplanmıştır. Hısımların durumuna göre miras ayetlerini şu şekilde sıralayabiliriz:
a) Çocuklar ve ana - babanın mirası:
«Allah size evlatlarınızın miras taksimi hususunda, erkeklerin paylarının kızların iki katı olmasını emretmektedir. Eğer bütün çocuklar kız olup ve sayıları ikiden fazla ise, bunların payı ölenin bıraktığı malın üçte ikisidir. Eğer mirasçı bir tek kız ise mirasın yarısı onundur. Eğer ölen ana ve baba ile birlikte çocuklar da bırakmışsa ana ve babanın herbirinin terekeden payı altıda birdir. Şayet ölenin çocuğu bulunmayıp da, mirasçı olarak ana ve babası kalmışsa, ananın payı üçte birdir. Eğer ölenin kardeşleri varsa terekenin altıda biri ananındır. Bu paylar, ölenin borçları ödenip, vasiyeti de yerine getirildikten sonra hak sahiplerine verilir. Baba ve çocuklardan, hangisinin size fayda bakımından daha yakın olduğunu, siz bilemezsiniz. Bu, Allah tarafından farz kılınmıştır. Şüphesiz ki Allah, her şeyi çok iyi bilen, hüküm ve hikmet sahibidir. (en-Nisa, 4/11) b) Karı - kocanın mirası:
«Eğer hanımlarınızın çocukları yoksa, bıraktıkları mirasın yarısı sizindir. Şayet çocukları varsa bıraktıkları mirasın dörtte biri sizindir. Bu paylar, ölenin vasiyeti yerine getirildikten ve varsa borcu ödendikten sonradır. Eğer siz çocuk bırakmadan ölürseniz, geriye bıraktığınız mirasın dörtte biri hanımlarınızındır. Şayet çocuklarınız varsa, bıraktığınız mirasın sekizde biri hanımlarınızındır. Bu paylar, yaptığınız vasiyetler yerine getirilip ve varsa borcunuz ödendikten sonra verilir» (en-Nisâ', 4/12)
c) Kardeşlerin mirası: Kelâle adı verilen kardeşlerin mirası, ana bir kardeş veya ana - baba bir yahut baba bir kız kardeş olmak üzere iki statüde toplanmıştır. Kelâlenin mirasçı olmasında ön şart, miras bırakanın baba veya erkek çocuklarının bulunmasıdır. Ana bir kardeşlerin mirası şöyle belirlenmiştir: «Eğer ölen bir erkek veya kadın, erkek usûl veya fûrûu bulunmaksızın mirasçı oluyorsa, kendisinin (ana bir) erkek veya (ana bir) kız kardeşi bulunuyorsa, bunlardan herbirinin miras payı terekenin altıda biridir. Eğer bu kardeşler bundan daha çok iseler, bu takdirde kardeşler mirasın üçte birini zarara uğratmaksızın aralarında eşit olarak paylaşırlar. Bu paylar, ölenin vasiyeti yerine getirilip ve varsa borcu ödendikten sonra verilir? Bunlar, Allah tarafından bir emirdir. Allah her şeyi bilen ve yarattıklarına çok yumuşak davranandır.» (en-Nisâ', 4/12) Yukarıdaki miras düzenlemesinin arkasından, aynı ayetlerin devamında, müeyyide niteliğinde şu iki ayet yer alır:
«İşte bunlar, Allah'ın koyduğu sınırlardır. Kim, Allah'a ve Rasülüne itaat ederse, Allah onu, altından ırmaklar akan cennetlere koyar. Orada ebedî kalacaklardır. İşte büyük kurtuluş budur.» (en-Nisâ', 4/13) «Kim, Allah'a ve Rasülüne isyan eder ve Allah'ın koyduğu sınırları aşarsa, Allah onu, ebedi kalacağı cehennem ateşine koyar. Ve onun için alçaltıcı bir azap vardır.» (en-Nisâ', 4/14) Öz veya baba bir kız kardeşin mirası ise şöyle düzenlenmiştir. «Ey Peygamber! Senden fetva isterler». De ki: «Size usûl ve furû bırakmadan ölen kimse hakkında Allah fetva verir. Eğer bir kimse ölür ve onun çocuğu bulunmaz da, sadece bir kız kardeşi bulunursa, bıraktığı mirasın yarısı onundur. Ölen kız kardeş ise ve çocuğu da yoksa erkek kardeşi terekenin hepsini alır. Eğer mirasçılar iki kız kardeş ise, terekenin üçte ikisini alırlar. Eğer kardeşler erkek ve kadın olmak üzere ikiden çok iseler, bir erkeğin payı, iki kadının payı kadardır. Allah size sapıklığa düşememeniz için bunları açıklar. Allah her şeyi çok iyi bilendir.» (en-Nisâ', 4/176)
d) Zevi'l-erhâm'ın mirası: Ayet veya hadislerde miras payları veya mirasçılık esasları belirlenmiş bulunanların dışında kalan diğer hısımlar için şu şekilde bir genel düzenleme yapılmıştır: «Akraba olanlar, Allah'ın kitabına göre birbirlerine daha yakındırlar. Şüphesiz ki Allah, her şeyi çok iyi bilir.» (el-Enfâl', 8/75) Şu ayet de miras haklarından genel olarak söz eder: «Ana - baba ve hısımların miras olarak bıraktıklarında erkeklerin hissesi vardır. Kadınların da ana - baba ve hısımların bıraktıklarında hisseleri vardır. Bunlar az olsun çok olsun farz kılınmış bir hissedir.» (en-Nisâ', 4/7) Mirastan çevredeki bazı muhtaç kimselerin de yararlandırılması konusunda şöyle buyurulur: «Miras taksim olunurken, varis olmayan akrabalar, yetimler ve yoksullar da bulunursa, mirastan onlara da verin ve onlara güzel söz söyleyin.» (en-Nisâ', 4/8)
2. Sünnet delili: Hz. Peygamber'den mirasla ilgili çeşitli hadisler nakledilmiştir. Bazıları şunlardır:
«Miras paylarını, hak sahiplerine veriniz. Kalan miktar, en yakın erkek hısımındır. » (Buharî, Feraiz 5, 7, 9,10; Müslim Feraiz, 2,3; Tirmizî, Feraiz, 8) «Müslüman kafire, kafirde müslümana mirasçı olamaz.» (Buharî, Hacc, 44, Megazî, 48, Feraiz, 26; Müslim, Feraiz, 1; Ebu Davud, Feraiza)
«İki farklı dine mensup olanlar birbirine mirasçı olamaz.» (Ebu Davud, Feraiz; 10; Tirmizî, Feraiz, 16; İbn Mace, Feraiz, 6; Darimî, Feraiz, 29) Ubade b. es-Samit (r.a.)'in (ö. 45/665) şöyle dediği rivayet edilmiştir: «Hz. Peygamber (s.a.s.), mirastan iki nineye, bunu aralarında paylaşmak üzere hükmetti.» (eş-Şevkani, Neylü'l-Evtar, Mısır, t.y. VI, 59) Abdullah b. Mes'ud (ö. 32/652) Hz. Peygamber'in, murisin kızı, oğul kızı ve kız kardeşiyle ilgili bir uygulamasından şu şekilde söz eder: «Rasülullah (s.a.s.), ölenin kızı için yarım, oğul kızı için üçte ikiye tamamlamak için altıda bir ve geri kalanın kız kardeşe verilmesine hükmetti.» (eş-Şevkani, a.g.e., VI, 58) Mikdam b. Ma'dikerîb (ö. 87/705) zevi'l-erham'la ilgili şu hadisi nakletmiştir: «Kim bir mal bırakırsa, bu mirasçılarınındır. Ben, mirasçısı olmayanın mirasçısıyım. Gerektiği durumda diyetini öderim ve mirasçısı olurum. Dayı, mirasçısı olmayanın mirasçısıdır. Onun diyetini öder ve ona mirasçı olur» (Ebu Davud, Feraiz, 8, Tirmizî, Feraiz, 12.)
3. İcma delili: Bir tane ninenin tek başına altıda bir pay alacağı, ikiden fazla ninelerin altıda bir hisseyi aralarında eşit olarak paylaşacakları prensibi sahabe ve tabiîlerin icmaı ile sabittir. Hz. Ebu Bekir (ö. 13/634)'in halifeliği sırasında konu tartışılmış, Hz. Peygamber'den, altıda bir uygulaması nakledilince, bu yönde görüş birliği oluşmuştur. (el-Mevsılî, el-İhtiyar, Kahire, t. y. V, 90; Hamdi Döndüren, Delilleriyle islam Hukuku, s. 483 vd) Feraiz ilminin önemi büyüktür. Çünkü hayatta iken yaptığı muamelelerin, ölümünden sonra devamı niteliğindedir. Hadis-i şerifte şöyle buyurulmuştur: "Feraiz ilmini öğreniniz ve onu insanlara öğretiniz. Çünkü o, ilmin yarısıdır, unutulur ve o, ümmetimden kaldırılan ilimlerin ilki olacaktır" (Tirmizi, Feraiz, 2; İbn Mace, Feraiz, 1.)
"Sizin feraiz ilmini en çok bileniniz, Zeyd b. Sabit'tir" (Tirmizi, Menakıb, 32; İbn Mace, Mukaddime, II.)
Destek ve Emeğimiz İçin Lütfen Paylaşın:
ates isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
aşk büyüsü yapma
Cevapla

Bookmarks

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



ask
Powered by vBulletin® Version kapalı
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.

Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 04:23.

Desteklenen Siteler=>Medyum Yorumları| Büyü| bağlama büyüsü| aşk büyüsü nasıl yapılır
Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir.5651 sayılı yasaya göre bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. 5651 sayılı yasaya göre sitemiz mesajları kontrolle yükümlü olmayıp,yasal olmayan bir paylaşım olduğunu düşünüyorsanız iletişim bölümünden bize ulaşabilirsiniz.