Go Back   Gizli İlimler Alemi,Büyü Yapma,Aşk Büyüsü Nasıl Yapılır,Büyü Nedir > KADIN VE SAĞLIK > Sağlık > Kadın Sağlığı

Yeni Konu aç  Cevapla
LinkBack Seçenekler Stil
Okunmamış 05-12-10, 19:10   #1 (permalink)
YASAKLI
 
Üyelik tarihi: 06-11-10
Mesajlar: 3.073
Konular: 805
Tecrübe Puanı: 0
SOLAK is on a distinguished road
Standart Her gün Fatmagül’le aynı suçu işliyoruz!

medyum hakan
Her gün Fatmagül’le aynı suçu işliyoruz!

Önce toplum olarak, yapılan reklamlarla bir güzel hazırlandık! Beren Saat’e nasıl tecavüz edilecekti! Zaten bir önce oynadığı dizi Aşk-ı Memnu’da “kocasının” yeğenini “ayartan” kadın olarak hıncımız bilenmiş, “Türk aile yapısına” yönelik bu saldırıyla nefretimiz körüklenmişti(!) Gerçi yeğenle olan ilişkilerini (özellikle de cüretkar sahneleri) gözümüze kırpmadan izlemiştik ama bu ilişkiyi lanetlememizi engelleyecek kadar da değil! Tam her şey bitmiş, Yasak Aşk’ın taraflarından Bihter “hak ettiği” cezayla toprağa, Behlül de bilinmeze gönderilmiş, bizim içimize de bir ferahlık gelmişti ki, şimdi de karşımıza yeni bir soruyla çıktılar. Fatmagül’ün suçu ne?
Soru buydu, ama bizim toplum olarak tartıştığımız şey Fatmagül’e nasıl tecavüz edildiği oldu, internette bu sahneyi izlemek için tıklama rekorları kırdık. Böylece (ataerkil) “Türk’ün” gücünü bir kez daha dosta düşmana göstermiş olduk(!) Kanal D de sağolsun, aynı bölümü defalarca yayımlayarak, interneti yeterince kullanamayan seyircilerinin içini ferahlattı.
Kadına yönelik her türlü sömürü, baskı, yok sayma, şiddet, saldırı vs.nin tarihinden bahsederken en eski çağlara, sınıfların bile daha ortaya çıkmadığı dönemlere gitmek zorundayız. Çünkü tüm bu saldırı biçimlerinin tarihi o kadar eskidir. O zamanlardan bu yana tecavüz saldırısı da kadına yönelik hiç ara vermeden yaşanmış, sadece toplumdan topluma, dönemden döneme toplumdaki algılanış biçimi ufak tefek farklılıklar arz etmiştir. Kimi zaman tecavüz kadının kendisine değil “sahibine” (baba, eş, erkek evlat) yönelik suçlardan sayıldığı için, hele de bu “sahip” asil bir aileye mensupsa en ağır biçimde cezalandırılmasına tanık olunsa da, her zaman kadının “suçu” sabit görülerek kimi zaman yasalarla ama esas olarak da toplumsal olarak cezalandırılan hep ama hep kadın olmuştur.
Kadının kendisi bile suçlu olduğuna öylesine inandırılmıştır ki, başına gelenleri anlatması çoğunlukla “suçunu itiraf” etmekle özdeşleşmiştir. Zaten bu ve benzeri nedenlerle, bu saldırıya dair verilen istatistikler buzdağının hep görünen kısmına dair olarak kalmıştır/kalmaktadır. Sadece evlilik içi tecavüz vakalarının sayısı tespit edilebilse dahi buzdağının görünmeyen kısmının nasıl büyük bir kütle olduğu ortaya çıkar.
Türkçede tecavüz yerine “ırza geçme” kavramının kullanılması bile başlı başına bir bakış açısını yansıtır. Tecavüz eden kişi, kadının ırzını (namusunu) kirletmiş sayılır (kendisi hep temiz kalır!). “Irzına geçilen” kadın artık “namusunu yitirmiştir, kirletilmiştir!”
Tecavüz için boşuna “Her tecavüz, Allah diye bir varlığın olmadığının kanıtıdır” diye söylenmemiş. Tecavüz bireye yaşatılan en iğrenç saldırıdır çünkü. Bu yüzden de tecavüz, cinayetten sonra kişinin bedenine yapılan en büyük saldırı olarak nitelendiriliyor. Zira “Bu saldırı yalnızca mağduru değil aynı zamanda ailesini ve toplumsal ilişki içinde olduğu tüm çevresini etkileyerek, bir kriz oluşturuyor.”
Bu konunun açılmasına vesile olan “Fatmagül’ün suçu ne?” filmi olsa da, dizinin yayımlanmaya başlamasıyla birlikte bunların tartışılmamasını ilginç/şaşırtıcı bulabilmeliydik aslında. Ama tecavüzün bir suç ve şiddet olarak algılanmadığı, tersine cinsellikle özdeşleştirildiği toplumsal koşullarda bu durum, hiç de şaşırtıcı ya da ilginç gelmiyor bize. “Tecavüz kültürü” ile şekillenmiş bir cinsel altyapıya sahip toplumda tecavüz sahnesinin bir fantezi olarak tıklanma rekorları kırmasını garipsemiyoruz. Tecavüz gibi kadına yönelik cinayetlerden sonra gelen en dehşet verici suçun cezasının kadına çektirildiği bir toplumda “Fatmagül’ün suçu ne” sorusuna verilen “sen kalk gecenin bir vakti dar elbiseyle ormanın içinde dolaş, sonra da vay bana tecavüz ettiler, vay benim ırzıma geçtiler, vay kızlığım gitti de...” türünden yorumları yapan/onaylayan milyonlarca insanla birlikte yaşayabiliyoruz.
Peki tek tek bu milyonları mı suçlayacağız? Tecavüzün cinsellikle özdeşleştirildiği bir toplumda bunun bir kültür haline gelmemesini beklemek hayalcilik olmaz mı? Nihat Genç, “Bizler Yeşilçam’daki tecavüz sahnelerini izleyerek mastürbasyon yapmış bir nesiliz. Kimse bizden temiz duygular beklemesin” diyor. Gerçeklik gerçekten de böyleyken, “Türk aile yapısına, genel ahlaka vs. vs.” uygunluktan dem vurmak, gizlemeye bile lüzum görülmeyen bir ikiyüzlülük örneği değildir de nedir?
Ya peki bize bunları söyleten dizinin yapımcısı için de bir şeyler söylemek gerekmez mi? Sosyalistler elbette sansür olgusuna karşıdır ancak bu konularda zaten yaralı olan bir toplumda pornografik kültürü besleyecek/meşrulaştıracak yapımlarla yaranın daha da derinleştirilmesi “ifade özgürlüğü”nün sınırları içinde yer almaz/alamaz. Zira bu durum, toplumsal bir suça iştirak etmekten başka bir anlam taşımamaktadır. Dizinin yapımcıları, pazarlayanları, bize sunanları bu suça iştirak etmektedirler.
Tecavüz sahnesini, toplumsal bir yaraya parmak basmak amacıyla gösterilmesi yalanını da ortaya atmasınlar hiç. Bu, en başta yarattığı tartışmaların ana ekseni açısından doğru değildir. Zira tartışmalı sahneyi, kafaları uyuşturucu ve alkolle “iyi” olan 3’ü zengin 4 gencin o anlık dürtülerine kapılıp işledikleri bir fiil gibi izledik ekranda. Sabah kendilerine geldiklerinde hepsi bin pişmandı, durumu ailelerine duyurmadan çözme derdindeydiler. Hatta hala Fatmagül’ün girdiği şoktan dolayı konuşamadığını ve kendileri hakkında bir şey söyleyemediğini öğrendiklerinde onlarla birlikte hafiften biz de rahatladık. Sinema sanatı böyle bir şeydir. Yönetmen hangi taraftan anlatıyorsa onunla özdeşleştiririz kendimizi. Kimi zaman katilin tarafında yer alırız kimi zaman polisin... Burada da alkolün, uyuşturucunun arkasına gizlenmişti her şey. Kimi sözde bilim insanları da tecavüzü, erkeklerdeki karşı konulamaz, denetlenemez itkilere bağlamaktadırlar. Ama şimdiye kadar bu karşı konulamaz itki, sokak ortasında, herkesin gözü önünde harekete geçmemiştir ne hikmetse. Karanlıkta, kimsenin göremeyeceği yerlerde birden denetleyememektedirler kendilerini nedense!
Burada Fatmagül’ün acılarını es geçmedik elbette ama bunu yaparken bile tecavüzcü gençlere daha bir anlayışlı yaklaştık. Belki de Fatmagül’ün yengesinden daha çok tiksindik. Bir kadın olmasına karşın Fatmagül’ü suçlaması bize daha iğrenç geldi, toplumun şekillendirdiği “sıradan” bir kişilik olmasına karşın! Ama ne yaparsak yapalım, ne düşünürsek düşünelim bir türlü bu gençlerden yeterince iğrenemedik. Yeşilçam’ın ünlü tecavüzcüsü Coşkun’u yolda görsek midemiz bulanırken, Fatmagül’ün “tecavüzcüleri”ne aynı şiddetli hislerle donanamadık bir türlü!
Hatta ilerleyen bölümlerde Fatmagül’ün nişanlısı kaçıp gittiğinde onu da anlayışla karşılayıp bağışlayacağımızdan emin olabiliriz. Ama eksenimize bir türlü Fatmagül oturamayacak. Zira dizide 100 sahne varsa sadece 10’u onun acılarına dairdi. Hastane yatağında perişan yatarken bile saf abisinin durumu gözlerimizi yaşarttı da bir türlü bu insanlık suçuna maruz kalan Fatmagül’le yeterince özdeşleştiremedik kendimizi.
Ama bize ne hissettirirlerse hissettirsinler, biz Fatmagül’ün suçunu unutmadık elbette. Çünkü aynı suçu barış elçisi olarak geçtiği Gebze’de tecavüze uğradıktan sonra öldürülen Pippa Bacca da işlemişti. Çünkü tecavüze uğradıktan sonra, bedelini hayatıyla ödeyen Güldünya Tören’in suçu da onlarınkiyle aynıydı. Yani kısacası ezilen emekçi kadınların yaşamaya mecbur bırakıldığı, tecavüz kültürüyle donatılmış, erkek egemen, sömürücü bir toplumsal formasyonda yaşama suçunu işlediler onlar. Yani tıpkı bizim gibi..
Destek ve Eme�imiz ��in L�tfen Payla��n:
SOLAK isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
a�k b�y�s� yapma
Cevapla

Bookmarks

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



ask
Powered by vBulletin® Version kapalı
Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.

Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 16:28.

Desteklenen Siteler=>Medyum Yorumlar�| B�y�| ba�lama b�y�s�| a�k b�y�s� nas�l yap�l�r
Sitemiz bir forum sitesi oldu�u i�in kullan�c�lar her t�rl� g�r��lerini �nceden onay olmadan an�nda siteye yazabilmektedir.5651 say�l� yasaya g�re bu yaz�lardan dolay� do�abilecek her t�rl� sorumluluk yazan kullan�c�lara aittir. 5651 say�l� yasaya g�re sitemiz mesajlar� kontrolle y�k�ml� olmay�p,yasal olmayan bir payla��m oldu�unu d���n�yorsan�z ileti�im b�l�m�nden bize ula�abilirsiniz.