Gizemli Motel Hikayesi

Bu konu Sİhab tarafından 10 sene önce açıldı, 60 kere okundu ve 1 Cevap verildi.
Sİhab
Üyelik Zamanı: 10 sene önce
Konu Sayısı: 830
Yanıt Sayısı: 1317
10 sene önce

Dünyanın pek çok yerinde her geçen gün garip olaylar yaşanıyor. Bunların bir kısmı açıklanabilirken pek çoğu açıklanamayan gizemli olaylar olarak tarihte yerini alıyor. Şimdi sizinle paylaşacağımız olay da bunlardan bir tanesi. İki İngiliz çiftin, Fransa-İspanya seyahatleri esnasında yaşadıkları bu ilginç olayı okurken korku sinemasından sahneler izliyor gibi olabilirsiniz. 1979 yılının Ekim ayında İngiltere Dover’da oturan Geoff- Pauline Simpson çifti ile Glen-Cynthia Gisby çifti, birlikte Fransa ve İspanya’da tatil yapmaya karar verdiler. Ama güzel başlayan bu gezi onları bambaşka bir dünyaya götürecek ve yaşamlarını değiştirecekti. Bir bota binen iki çift İngiliz Kanalı’nı aşıp Fransa kıyılarına ulaştılar, orada bir araba kiralayarak bölgenin kuzeyine ilerlemeye başladılar. Ekim ayının üçüncü günüydü, akşam saat 21:30 sıralarında kendilerini yorgun hissedip kalabilecekleri bir yer aradılar ve eski görünümlü bir motel buldular. Glen, motelin içine girdiğinde lobide garip üniformalı bir adamla karşılaştı. Adam, motelde hiç boş odanın kalmadığını ve yolun güneyinde küçük bir motelin daha olduğunu söyledi ve Glen adama teşekkür ederek lobiden ayrıldı, sonra iki çift arabaya binip birlikte yollarına devam ettiler. Yol boyunca kırık kaldırım taşları arasındaki dar ve harap yollardan geçtiler. Bir ara bir kaç postacının yollara sirk ilanı astıklarını gördüler. Pauline şunları hatırlıyor; “İlgimizi çekmesinin nedeni eski moda bir sirk olmasıydı.” Sonunda aydınlatılmış pencereleriyle geniş ve alçak bir bina gördüler. Bir kaç adam, bu geniş binanın önünde oturmuşlar konuşuyorlardı. Cynthia, yanlarına gittiğinde adamlar buranın motel değil bir han olduğunu söylediler. Bunun üzerine Cynthia, arabaya geri döndü ve yollarına devam ettiler, ta ki iki bina görene kadar; biri bir polis karakoluydu ve öteki de önü ışıklandırılmış bir motel. Motele girdiklerinde döşemelerin eski ve ahşap olduğunu gördüler, içerde ne bir masa örtüsü, ne bir telefon ya da televizyon, asansör gibi teknolojik araçlar vardı. Yorgun, yaşlı ve eski giysili bir adam hiçbir kayıt yapmadan onlara odalarını gösterdi ve iki çift, karanlık bir köşede basit yiyeceklerden oluşan bir yemek yedikten sonra odalarına çekildiler. Odalarda yatak örtüleri çok ağırdı ve yastık yoktu, kapılar sürgülü, banyo ise çok eski modeldi. Dördü de akşam yemeklerini yedikten sonra uyumuşlardı. Uyandıklarında güneş ışığı, tahta kepenkleri olan pencereden sızıyordu. Geoff, motelin yemek odasında katran gibi simsiyah bir kahve ile biraz kahvaltı atıştırdıklarını hatırlıyor. Kahvaltı sırasında yanında köpeği ile ipekten gece elbisesi giymiş bir kadın karşılarında oturuyordu. Hepsi şaşkın bakışlarla kadını süzüyorlardı. Pauline “Bu çok ilginç, saat sabahın yedisi ve bu kadın sanki bir balodan çıkıp gelmiş gibi, gözlerimi ondan alamıyorum.” dedi. Bu sırada odaya iki jandarma girdi. Geoff, onları dikkatli bir şekilde izledi; “Fransa’da hiç bir yerde böyle jandarmalar görmedim. Giysileri çok eski gibi görünüyor.” dedi. Üniformaları koyu maviydi ve omuzlarının üzerinden birer pelerin sarkıyordu, şapkaları ise çok genişti. Bu kadar acayipliğe, ilginç olaylara rağmen çiftler bulundukları yerden çok memnunlardı. Odalarına giderken bir anda Geoff ve Glen, hatıra kalması amacıyla kepenkli pencerelerin önünde eşlerinin fotoğraflarını çektiler. Bu arada jandarmaları yine gördüler. Onlara Avignon ve İspanya sınırına en yakın otoyoldan nasıl gideceklerini sordular. Fakat jandarmalar tek bir cevap bile vermeyince “otoyol” kelimesini yanlış telaffuz ettiklerini düşündüler. En iyisi bir harita yardımıyla en yakın otoyolu bulmaktı. Tüm bavullarını arabaya yükledikten sonra Glen, motel masraflarını ödemek için içeri girdi ve çok şaşırtıcı bir şeyle karşılaştı. Yönetici ücretin sadece 19 Frank olduğunu söyledi. Glen, bir yanlış anlama olduğunu, dört kişi olduklarını ve yemek yiyip odalarda kaldıklarını belirtti. Fakat yönetici sadece başını sallamakla yetindi. Glen, orada bulunan jandarmalara faturayı gösterdi ama onlar da gülümseyerek eksik bir şey olmadığını belirttiler. Glen, belki fikirlerini değiştirirler diye bir iki dakika bekledikten sonra faturayı ödedi ve motelden ayrılarak İspanya’ya doğru yol aldılar. Artık her şey normaldi. İspanya gezilerinin ikinci haftasında çiftler, Fransa’daki motelde ne kadar hoş ve ilginç vakit geçirdiklerini, masrafların da çok makul olduğunu hatırladılar. Bu yüzden dönüş yolunda tekrar o motele gitmeye karar verdiler. O akşam hava soğuk ve yağmurluydu, yol üstünde sirk ilanlarını yine gördüler. Pauline, ”Kesin doğru yoldayız.” diyordu. Yol doğruydu fakat motel hiç bir yerde görünmüyordu. Bir an moteli geçtiklerini düşünüp tekrar geri döndüklerinde, daha önce oda bulamadıkları eski görünümlü moteli gördüler ve durup içeri girdiler. Motel aynıydı fakat içerde tek bir kişi bile yoktu, bir anlam verememişlerdi, kimseyi bulamadıkları için yine yola çıkıp kaldıkları moteli aramaya başladılar. Yolu tam üç kez gidip geldiler, hatırladıkları kadarıyla motel pek fazla uzakta olmamalıydı fakat yerini kaybetmişlerdi. Sonunda artık aramaktan vazgeçerek, kuzeydeki Lyon’a gidip bir gece kalmaya karar verdiler. Kaldıkları otel odaları modern araçlarla kaplıydı. Sabah ve akşam yemekleri onlara 247 Frank’a mal oldu. İngiltere’ye döndüklerinde Geoff ve Glen, tatil boyunca çektikleri fotoğrafları bastırmak için bir stüdyoya verdiler. Teslim almaya gittiklerinde ise çok ilginç bir şeyle karşılaştılar; başka yerlerde çekilen tüm fotoğraflar vardı ama moteldeki fotoğraflar yoktu. Sanki fotoğraflar hiç çekilmemiş gibiydi ve üstelik filmlerde hiç boş kare yoktu. Her iki çift de üç yıl boyunca bu olayı aileleri ve yakın arkadaşlarından başka kimseye anlatamadılar, ta ki bir arkadaşları 1905 öncesinde Fransız jandarmaların üniformalarının nasıl olduğunu anlatan bir kitabı gösterinceye kadar. Kitapta anlatılan üniformalar, kaldıkları motelde gördükleri jandarmaların üzerindekileri birebir tarif ediyordu. Bunu duyan Dover gazetesinde çalışan bir muhabir, esrarengiz olayı anlatan bir yazı yayınladı. Olayın üzerinden 6 yıl geçti, 1985’de Manchester’da psikiyatr olan Albert Keller, Geoff Simpson’ı bu garip olayı hatırlatmak için hipnotize etti. Fakat hipnoz esnasında Geoff, motelle ilgili hiç bir şey hatırlamadı. Olayı araştıran İngiliz yazar ve gizem araştırmacısı Jenny Randles ise, bu iki çiftin başına neyin geldiğini, bunun bir zaman kayması olup olmadığını, eğer öyleyse motel yetkilisinin bu dört kişinin kıyafetlerinden ve davranışlarından o zamana ait olmadıklarını neden farketmediğini anlamaya çalıştı. Yine de Randles’ e göre en mantıklı açıklama zamanda yolculuk yaptıkları yönündeydi. Zaman yolcularından Geoff, olanlardan hiç bir şey anlamadığını sadece olayın gerçekten olduğunu söylüyordu. Yaşadıkları bu ilginç olay, iki çiftin hafızalarında hiçbir zaman anlam veremedikleri ve unutamadıkları bir hatıra olarak kaldı. O günlerde sadece bir kişi tarafından muhtemel bir zaman kayması olarak açıklanan olay halen gizemini korumaya devam ediyor.kaynak:doğaüstü olaylar

pritt
Üyelik Zamanı: 10 sene önce
Konu Sayısı: 0
Yanıt Sayısı: 327
10 sene önce
çok şaşırtıcı. Allahtan amerikan filmlerindeki gibi piskopatlarla karşılaşmamışlar :)))
Cevap Eklemek için Giriş Yapmalısınız.
  • 22709 Kayıtlı Üye
  • 16811 Konu
  • 94990 Cevap
  • Son Üye Asl
Forumda Kimler Online (Şu anda 1 kişi Online)
  • ADMINISTRATOR (1)
  • MODERATÖR (4)